Milli Takımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Milli Takımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Nisan 2012 Cumartesi

U16 Milli Takımı'nın Victor Bannikov Turnuvası Aday Kadrosu

Kadroyu sadece takım bazında incelediğimizde dahi, genel olarak stratejinin dışına çıkılmadığını görüyoruz. Altyapısı kuvvetli Spor Toto Süper Lig takımlarından, Bank Asya 1. Lig takımlarından ve yurt dışında altyapılardan oyuncular var. Bunların dışında ise sadece Turgutluspor'dan İsmail Köse kadroda yer alıyor.


Victor Bannikov Turnuvası 2-6 Mayıs 2012 tarihlerinde Ukrayna'da düzenlenecek. Kadromuz ve turnuva takvimi ise şöyle ;




Oyuncu Adı Soyadı
Kulübü
Bertuğ BAŞDEMİR
Fenerbahçe A.Ş.           
Anıl DEMİR
Fenerbahçe A.Ş.           
İbrahim Serdar AYDIN
Fenerbahçe A.Ş.           
Egemen ZENGİN
Fenerbahçe A.Ş.           
Furkan YAMAN
Beşiktaş A.Ş.                  
Tayfun AYDOĞAN
Beşiktaş A.Ş.                  
Oğulcan ÇAĞLAYAN
Bursaspor                        Bursaspor logosu
Mustafa Batuhan ALTINTAŞ
Bursaspor                        Bursaspor logosu
Hüseyin Altuğ TAŞ
Galatasaray A.Ş.           
Melih KABASAKAL
Samsunspor                   
Oğuzhan ACAR
Trabzonspor A.Ş.        
Mahmuthan Samet ACAR
Bucaspor                        
Melih Can YAĞCI
Bucaspor                         
Furkan KOPUZ
Çaykur Rizespor A.Ş.    
Muhammet ARI
Denizlispor                      
Mehmet Göktüğ BAKIRBAŞ
Göztepe A.Ş.                     
İsmail KÖSE
Turgutluspor                   
Anıl ÇAPKIN
1.FC Köln                            
Mete ÇELİK
VFB Stuttgart                    
Orkan ÇINAR
VFL Wolfsburg                  



Turnuva Takvimi

3 Ocak 2012 Salı

Yeni Yerliler

Başlıktan da anlaşılacağı gibi yeni nesil gençlerimizin ileride futbolumuza neler katacağı üzerine bir değerlendirme yapmak istedim.Ortaya beni heyecanlandıran mükemmel bir manzara ortaya çıktı (!).Yeni nesil futbolcularımız daha şimdiden kendini kanıtlamayı başardılar.Oynadıkları futbolla sadece ülkemizde değil ünlü Avrupa kulüplerinin de gözdesi haline geldiler.Son yaşadığımız EURO 2012 -eleme-hezimeti sonrası yeni bir kadro yapısına bürünecek Milli Takımda direk oynayacak ve belki de dünyanın en iyileri olmak için yarışacak gençlere ihtiyacımız vardı.Görünen o ki bu şeye kavuştuk. Hırvatistan serisinin 2.maçında oynayan kadronun ne kadar aç ve kaliteli olduğunu çok net gördük.

Bu futbolculara örnek verirsek,Sinan Bolat,Ömer Toprak,Semih Kaya,İsmail Köybaşı,Serdar Aziz,Serdar Kesimal,Emre Çolak,Mustafa Pektemek,Gökhan Töre,Tunay Torun,Burak Kaplan,Oğuzhan Özyakup ve daha da fazlası diyebilirim.Bunlara Nuri Şahin,Selçuk İnan,Burak Yılmaz ve daha niceleri eklenince ortaya ümit veren bir tablo çıkıyor.

Bu takımın başına Abdullah Avcı da gelince bu kadronun yoğurulması için doğru bir isime verilmesi gelecek için umutları arttırıyor.Zira O'nun altyapılarda ve İ.B.B deki başarılarını iyi biliyoruz.Onun altyapıdaki oyuncuları nasıl işlediğinide iyi biliyoruz.O'nun marifetlerini uzun uzun anlatmaya gerek yok.O artık Türk Futbolu için bir fenomen(!) .

Sonuç olarak bu seneki şike soruşturması ve Milli Takım'ın Hırvatistan'a ağır bir şekilde elenmesi gelecek için daha hayırlı olmuştur belki.Bu oyuncular EURO 2008 de başarılı olduktan sonra çoğu büyük bir düşüşe geçti.Bu sonuca 2002 Dünya Kupası'ndan sonra EURO 2004'e gidemeyerek; şahit olmuştuk.Daha sonra o kadrodaki bazı 'yaşlı' futbolcuların yerine gençlerin gelmesiyle dramatik İsviçre maçı ve EURO 2008 deki başarı gelmişti.Yine başarı dolu bir Türk futbolunun gelecekte olması dileğiyle sadece Milli Takım değil bütün takımlarımızın başarıdan başarıya koştuğu umut dolu gelecek bizi bekliyor.


Gökhan Kart
- Ortabek

28 Kasım 2011 Pazartesi

Ali Dere Söyleşisi


Konyaspor küme düştüğü sezonda Türk futboluna pırıl pırıl bir oyuncu armağan etti. Geçtiğimiz sezon son dakikada oyuna girdiği Manisaspor maçında öyle bir gol attı ki, tüm Türkiye'ye parmak ısırttı. Adeta bir 100 metreci süratine sahip ve sol ayağını raket gibi kullanabiliyor. Futbola oldukça geç başlayan, 13 yaşında bir "Futbol Star" organizasyonunda keşfedilen genç oyuncu U19 Millî Takımımızın da özenle geleceğe hazırladığı yıldız adaylarından biri.

Geçtiğimiz sezon Manisaspor maçında öyle bir gol attın ki, "Bu golü atan oyuncunun sırtı yere gelmez" dedirtin. Gerçekten de üstün yetenek gerektiren bir goldü. Bir de oyuna sadece 1 dakika önce girmiştin ve Süper Lig'deki ikinci maçındı. O gol için "Futbol hayatımın dönüm noktasıydı" diyebilir misin? Sonrasında neler değişti senin açından?


Dönüm noktası diyebilirim çünkü o maçta hocamın beni oynatacağını hiç beklemiyordum. Oyuna son dakikada girecektim ve sadece deplasmanda 1 puan kazanmak için yapılan vakit geçirmeye dönük bir değişiklik olduğunu düşünüyordum. Ama oyuna girerken Ziya Hocam beni yanına çağırdı ve "Ali, istediğini yap, sana güvenim tam. İyi de oynasan kötü de oynasan kızmayacağım" dedi. Sahaya girdiğimde kendime ayrı bir güven geldi. Skorboarda baktığımda 90'ı gösteriyordu. Top ayağıma geldiğinde aklımda sadece olumlu düşünmek vardı. Topla ilk buluşmamda rakiplerimi birer birer geçtim. Kaleciyi gördüğüm zaman aklımda sadece topa vurmak vardı. Vurduktan sonra da sadece topun kaleye girdiğini gördüm. O an ne yaptığımın farkında değildim. Sevinç çığlıkları atmak istedim ama sesim çıkmadı.


Gole tepkiler nasıl oldu?


O golü attığımda Konyaspor çok kötü durumdaydı, adeta herkes ipin ucundaydı. Gerçi ligin sonunda küme düştük ama o an için deplasmanda elde edilen o galibiyet takım için çok önemliydi. Benim açımdan ise o golün bambaşka anlamları var. Bir kere o gol sayesinde Türkiye'ye ismimi duyurmuş oldum. Süper Lig bambaşka bir dünya. Orada ön plana çıkabilmek için böyle goller atmanız ya da attırmanız gerekiyor. Daha ikinci maçımda böyle bir gol atmak, kariyerim açısından çok önemliydi.


Afyonlusun ama futbola Konyaspor'da başladığını biliyoruz. Bize biraz o günlerden söz eder misin? Ailen neden Konya'ya göç etti, futbola nasıl başladın?


Afyon'da doğmuşum ama Konyalı olan annem memleketinde yaşamak isteyince ben 2 yaşındayken ailece oraya taşınmışız. Yani bütün hayatım Konya'da geçti diyebilirim. Dolayısıyla futbola da Konya'da başladım. Aslında futbola da çok geç adım attım. 13 yaşındaydım ve Futbol Star adı altında bir organizasyon yapılıyordu. Turan Sofuoğlu, Lemi Çelik gibi teknik adamların bulunduğu elemelere katıldım. Bu organizasyonun varlığından akşam yemeği sırasında televizyonda haberdar olmuştum. Babamdan rica ettim, sağ olsun o da kırmadı ve götürdü. Elemelerde beğenildim ama İstanbul'a gidemedim. Çünkü Konyasporlular da beni izlemiş ve beğenmiş. "Bizim yaz okulu seçmelerimiz var, oraya gel" dediler. Ben de üç aylık yaz okuluna katıldım. Kursa 350 kişi katılmış ve sonunda sadece ben seçilmiştim. Böylece Konyaspor altyapısında oynamaya başladım.
Ailen futbol oynamanı nasıl karşıladı?


Annem bu işten hiç hoşlanmamıştı. Her anne gibi o da benim sağlığımı düşünüyordu ve her tekme yiyişimde adeta yüreğine iniyordu. Sokakta oynarken gördüğünde bile terlememe dayanamazdı. O zamanlar zayıf bir çocuktum. Babam ise futbolcu olmam konusunda çok hevesliydi. Zaten beni teşvik eden de oldu. Tabii annem de sonradan alıştı.


Futbol hayatına yön veren teknik adamlardan söz eder misin bize? Kimler senin kariyer gelişimine ne gibi katkılarda bulundu?



İlk önce Mesut Erçetin Hocamdan söz etmem gerekir. Onunla aramızdaki diyaloğu tarif edemem. Adeta baba-oğul gibiyiz. Zor zamanlarımda hep yanımda oldu. Ben de her şeyimi onunla paylaştım. Salih Eken Hocam da yine öyle. Altyapıda Osman Durmuş ve Mümin Duru Hocalarımın emeklerinden de söz etmeliyim. Ziya Doğan, A takıma çıktıktan sonra bana çok güvendi. Aynı şekilde Yılmaz Vural Hocam da öyle. Ama hepsinin arasında Mesut Hocamın yeri çok farklı.

Futbola başladığında da bugünkü mevkiinde mi oynuyordun?

Futbola santrfor olarak başladım. Golcü özelliğim çok yüksekti. Her maçta 1-2 gol atıyordum. Yaşım ilerledikçe hocam beni kanatlarda oynatmaya başladı ve gol pozisyonu hazırlayıp asist yaptıkça futboldan daha fazla keyif almaya başladım. Günümüzün tek santrforlu futbolunda kanat oyuncularının hücumdaki rolü de giderek önem kazanıyor. O bölge için hem pozisyon hazırlayan hem de gol atabilen oyuncular aranıyor. Ben de bu tip bir oyuncu olmaktan çok mutluyum.

Futbola başladığında benzemek istediğin oyuncular var mıydı?


O zamanlar 2003-2004 yıllarıydı ve Cristiano Ronaldo'nun Manchester United'a gittiği ilk dönemlerdi. Ben de Ronaldo'yu çok beğeniyor ve onun gibi bir oyuncu olmak istiyordum. Bugün ise Messi tartışmasız dünyanın en iyi oyuncusu ama ben kendime Arjen Robben'i örnek alıyorum.

Hocalarınla konuştuğunda senin hangi özelliklerini beğeniyorlar?

En çok birebir pozisyonlarda adam geçmemi beğeniyorlar. Süratli oluşumu, rakibimin üzerine çekinmeden, korkmadan, cesaretle gidişimi beğendiklerini söylüyorlar.

Soruyu tersine çevirirsek, hocalarının geliştirmeni istediği yönler neler? Bunları gidermek için neler yapıyorsun?

Geçtiğimiz sezon Ziya Doğan Hocam yarım sezon boyunca her idmandan sonra sağ ayağımı çalıştırdı ve bu konuda büyük bir ilerleme kaydettiğimi söyleyebilirim. Aynı şekilde kafa toplarındaki eksikliğim üzerinde de durdu ama ben hâlâ bu konuda kendimi zayıf hissediyorum. Altyapıda olduğum dönemde kafayla güzel goller atardım ama Süper Lig seviyesinde kafa toplarında çok eksik olduğumu görüyorum. Bunun için antrenmanlardan sonra sürekli çalışıyorum ama hâlâ istediğim seviyeye gelemedim.

Konyaspor'un yaz okuluna 350 öğrenciyle başladığınızı ve sonunda sadece senin seçilebildiğini söylemiştin. Sonraki süreçte de birlikte eğitim aldığın bir çok oyuncudan çok daha farklı bir yerde, Süper Lig'e geldin. Bunu başarabilmeyi hangi özelliklerine borçlu olduğunu düşünüyorsun?

Samimi olmam gerekirse benim futbolun dışında bir arkadaş çevrem yok. Vaktimin büyük bölümünü futbol sahasında, geri kalanını ise ailemle geçiriyorum. Futbol için yaşıyorum diyebilirim. Beslenmeme, dinlenmeme çok dikkat ediyorum. Bence bir başarı varsa, futbol için yaşamamdan kaynaklanıyor. Bunların dışında yetenekleriniz ve çalışmanız çok önemli. Ayrıca futbolculuk karakteriniz de ilerlemenizde büyük rol oynuyor. Hocalarınıza karşı saygınız, duruşunuz, ne zaman nerede konuşup nerede susacağınızı bilmeniz futbolda çok önemli etkenler. Mesela oynadığınız zamanla oynamadığınız zaman arasında hocalarınıza tavrınızda, hareketlerinizde bir değişiklik varsa bu sizin açınızdan hiç de olumlu bir puan değil. Ne olursa olsun, oynasanız da oynamasanız da aynı adam olmayı sürdürmeniz gerekiyor. Her zaman daha çok çalışmanız ve karakterinizi bozmamanız lâzım.

Geçtiğimiz sezonun gelecek vaat eden oyuncularından biri olarak transfer teklifleri aldın mı?

Gerçekten beklediğimden çok daha fazla teklif aldım. Süper Lig'in bambaşka bir ortam olduğunu da zaten o zaman iyice anladım. PAF Ligi'nde veya Banka Asya 1. Lig'de oynarken de duyuyordum ama insan içinde yaşadığı zaman daha iyi idrak ediyor. Süper Lig'in piyasası inanılmaz. Hiç beklemediğim takımlardan harika teklifler aldım. Ama teknik direktörümüz ve başkanımız Konyaspor'da kalmamın daha uygun olduğunu düşündükleri için kaldım. Beni isteyen takımlar arasında Antalyaspor, Büyükşehir Belediyespor ve Kayserispor vardı. Bu arada üç büyük takımın transfer haberlerinde de adım geçiyordu.

Senin açından iyi bir sezon geçmiş olsa da küme düşmek gibi bir oyuncunun başına gelebilecek en kötü olaylardan birisiyle de karşılaştın. Bu durum nasıl etkiledi seni?

Yaşımın da küçük olması nedeniyle maçlara hep sonradan girdim. Ya yenik durumdaydık ya da oyun berabere gidiyordu. Yani hiç bir zaman kafam rahat olarak sahaya çıkamadım. Üzerimde hep bir çekingenlik vardı. Ama bu sezon o çekingenliği atlattığımı düşünüyorum. Küme düşmeye gelince, ben iki kat fazla üzüntü yaşıyorum. Çünkü küme düşen sadece oynadığım takım değil, aynı zamanda benim şehrimin takımı. Bu da daha büyük bir acı veriyor insana. Ama en azından kadromuzu fazla bozmadık. Herkes birbirini tanıyor ve bu sezon yeniden geri dönebiliriz. Bir de Konya gibi büyük bir şehrin takımı sürekli inip-çıkan bir takım olmaktan kurtulmalı. İnsan bu nedenle de küme düşmeyi kaldıramıyor. Bu durumu kendime yediremedim ve bir hafta uyuyamadım.

Konyaspor'da geçen sezon çok sayıda yabancı oyuncu forma giydi. Birileri gitti, birileri geldi... Ve senin gibi yetenekli bir oyuncu uzun süre oynama fırsatı bulamadı. Sen kendisine forma arayan genç bir oyuncu olarak kulüplerin yabancı tercihlerini nasıl değerlendiriyorsun?

Yabancılara ne yazık ki bir başka bakılıyor. Onlara daha fazla tolerans tanındığını gözlemledim. Kötü de oynasalar hocalar yabancı oyuncularda ısrar ediyor. Ellerinde daha iyi oyuncular olsa bile öncelik hep yabancılarda. Bu üzücü ama beni daha çok çalışmaya teşvik ediyor. Daha fazla hırs yapıyorum, hocamın gözüne daha fazla girmeye çalışıyorum. Ülkemizdeki yabancı kontenjanının da çok fazla olduğunu düşünüyorum. Bank Asya 1. Lig'deki 3 yabancı kontenjanı ise yeterli.

Ligimizde beğendiğin yabancı oyuncular var mı?

Alex gerçekten de çok büyük bir oyuncu. Onun dışında da aklıma başka isim gelmiyor.


Beğendiğin ve kendine örnek aldığın yerli oyuncular hangileri?



Arda Turan'ı ve Emre Belözoğlu'nu eskiden beri çok beğeniyorum. Emre abinin oyun bilgisi, asla pes etmemesi ve takımını sürekli ateşleyen hırsına, Arda abinin de tekniğine hayranım.

Umut vaat eden genç oyunculardan bir Süper Lig karması yapmanı isteseler kimlerin ismini yazardın?

Şu anda içinde yer aldığım U19 Genç Milli Takımı'nın oyuncularını seçerim.

Genç Millî Takımlara ilk olarak ne zaman çağırıldığını ve bu davetin ardından neler hissettiğini hatırlıyor musun?

Daha önce kamplara hiç davet edilmemiştim. İki sene önce bir deplasman dönüşü, hiç beklemediğim bir dönemde kadroya alındığımı öğrendim ve sevinçten ağladım. Dünya Kupası finallerinde arkadaşlarımı seyrederken bir yandan onlarla gurur duyuyor, bir yandan da "Neden ben orada yokum?" diye içim içimi yiyordu. Bir turnuva için U18 Takımının kadrosuna çağrıldım ve Rusya'ya gittik. Takımda Konyalı olan Ömer Ali Şahiner dışında hiç kimseyi tanımıyordum ve kendimi yabancı gibi hissediyordum. Hatta ilk üç gün koridorda "Ben nereye geldim?" diye ağlamıştım. Turnuvadaki ikinci maçımızı Azerbaycan'la oynamıştık. O maçta bir gol atıp bir de asist yaptım. Bu benim Millî Takım'da yükselişim oldu. Arkadaşlarım yanıma gelip benimle konuşmaya başladı. Benim de sesim iyidir, onlara şarkılar söyledim. Sonrasında turnuva hiç bitmesin, ben de buradan hiç ayrılmayayım diye düşündüm. Tabii Millî Takım'a çağrılmam ailemi de çok şaşırtmıştı o dönemde. Çünkü sadece Konyaspor'un PAF takımında oynuyordum. Çok beklenen bir şey değildi. Ama sağ olsun hocalarımız gelip beni Konyaspor'un PAF maçında izlemiş.

Gelecekle ilgili nasıl hayaller kuruyorsun? Kariyer planlamanda neler var?

Her futbolcu Avrupa'da oynamayı ister. Ben de çok istiyorum. Herkes Real Madrid'i, Barcelona'yı ister belki ancak ben İngiltere Ligi'ni çok beğeniyorum. Orada oynanan futbolun kendi stilime daha uygun olduğunu düşünüyorum. Zaten bir Manchester United hayranıyım. Nani çok beğendiğim oyunculardan biri. Açıkçası İngiltere'de hangi takımda olsa oynarım.

Türkiye'de oynamak istediğin bir takım var mı?

Ülkemizde her oyuncu dört büyük takımda oynamak istediğini söylüyor. Ama bence en doğrusu oynayabileceğin takıma gitmek.

Arkadaşların arasında nasıl bir insan olarak tanınıyorsun?

İnsan çevresini kendi karakteriyle belirliyor. Eğer siz iyi bir insansanız, Allah da sizin karşınıza öyle arkadaşlar çıkartıyor. Benim arkadaşlarım da ahlâklı, düzgün, aile terbiyesi almış insanlar. Beni gerçekten çok seviyorlar. Neşeli, esprili bir insanım. Şakalar, taklitler yaparak arkadaşlarımı güldürürüm. Şarkılar söylerim. Olaylara olgunlukla bakmasını, gerektiğinde alttan almasını bilirim.

Futbolun dışında neler yaparsın, hobilerin neler?


Dediğim gibi şarkı söylerken bambaşka bir insan oluyorum, üzerimde bir çekingenlik kalmıyor. Türk Sanat Müziği şarkıları söylerim. Duygusal kitaplar okurum. Babamla playstation oynuyorum. O da alıştı artık, yeni öğrenmesine rağmen bazen beni yenebiliyor.

TamSaha

6 Ekim 2011 Perşembe

Dedeye Söz

''Savri dedem öldüğünde ben 12 yaşındaydım. Beni her zaman futbola teşvik etti ve destekledi. Benim profesyonel futbolcu olarak Türk milli takımında oynamam onun hayaliydi. Ben de Türk Milli takımı için oynama konusunda dedeme söz vermiştim ve o vaadi yerine getirdim''

Gökhan Töre / Hamburger SV

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Ömer Ali Şahiner Söyleşisi

“konyasporluyuz.com” adminlerinin sizin için gerçekleştirdiği Ömer Ali Şahiner söyleşisi…

“Konya Torku Şekerspor’un ele avuca sığmaz Genç milli yıldızı Ömer Ali ile şeker tadında bir söyleyişi hazır mısınız? Oldukça samimi bir ortamda gerçekleşen söyleşimizde Ömer Ali hakkında birçok bilinmeyeni genç oyuncu bizler aracığıyla paylaştı.

1992 Konya doğumlu Ömer Ali futbola 12 yaşında Karabağ Gençlerbirliği'nde başladı. 2007 yılında Konya Şekerspor alt yapısına katıldı. Konya Şeker'deki ilk senesinde DSGL'de gösterdiği başarılı performans sonrası U16 Milli takımına çağrıldı. 2008 yılında B Genç kategorisinde Türkiye 3.’sü olan Konya Şeker’i tabir yerindeyse kendi başına finale çıkartan Ömer Ali; birçok yaşıtı alt kategori takımlarında oynarken 35 kez milli olup, 7 gol atan bir yetenek olarak ön plana çıktı.

Genç yaşında profesyonel olan ve profesyonelliğe geçtiği vakitten itibaren olağanüstü başarılı performansını sürekli olarak arttıran Ömer Ali, daha şimdiden birçok Süper Lig ekibinin göz bebeği durumunda…

Öncelikle bizleri kırmayıp röportaj isteğimizi kırmadığın için çok teşekkür ediyoruz.

Ben teşekkür ederim.

Bize kısaca Ömer Ali’yi tanıtır mısın?

Kısaca özet geçmem gerekirse; dile getireceğim ilk şeyler 1992 Konya doğumluyum, kendimi bildim bileli futbolla iç içeyim. Futbol haricinde ailemle ve arkadaşlarımla zaman geçiriyorum.

Futbol hayatına başlaman nasıl oldu, Hangi hoca seni keşfetti?

Daha çok küçüktüm, 12 yaşındaydım. Karabağ Gençlerbirliği antrenörü olan Niyazi Yıldırım Hocayla aynı mahallede oturuyordum. Markete giderken benim mahallede futbol oynayışımı görmüş. Yanına çağırdı ve oyunumu beğendiğini söyledi akabinde de Karabağ Gençlerbirliği’nin alt yapısına aldı. 5 yıl boyunca Karabağ Gençlerbirliği’nde oynadım. Karabağ Gençlerbirliği’nde oynarken Konya Şekerspor’da görev yapan Hakan Ünal hoca ile Mehmet Loraslı beni çok istediler ve böylece Şekerspor’a transferim gerçekleşti.
1 yıl genç takımda oynadıktan sonra hocalarımın da uygun görmesiyle A takım kadrosuna alındım. İlk zamanlarda antrenmanlara çıkıyordum. Daha sonrasında o zamanlar Lig B’de yer alan Mersin İdmanyurdu maçında kadroya alındım ve üst üste 6 maç oynayarak Genç Milli takıma kadar çağrıldım. Ondan sonrasında bugünlere kadar geldik

Karabağ Gençlerbirliği, Konya Torku Şeker, Milli Takım'da hangi mevkilerde görev yaptın? En başından bu yana şu an izlediğimiz gibi kanatlarda mı oynuyordun?

Şu anda Şekerspor A takımında sağ ve sol fark etmeksizin kanatlarda oynuyorum. Asıl mevkiim forvetti. En son Antalya’da oynadığımız 19 Yaş altı Almanya maçında zaman zaman forvette oynadım. Yani kısaca gizli forvet rolünde oynadığım zamanlar hiç de az değil… 2008 yılında B Gençlerde Türkiye 3. olan Şekerspor’da 3 maçta 7 gol atmıştım. 3’üncülük maçı olan Trabzonspor karşılaşmasında 5-0 galip gelmiştik ve o maçta 5 golü de ben atmıştım. Kalan 2 golü de diğer 2 maçta filelere göndermiştim. Bu turnuvadaki gollerimde tabi ki kalecimiz Ahmet Sabri’nin degajlarının etkisi büyüktü. 18 yaş altı Milli takımımızla geçen sene temmuz ayında Estonya karşısında oynadığımız 2 hazırlık maçında da yine forvet mevkisinde oynamıştım ve 2 maçta 2 gol atmıştım. Kısacası şu anda oynamakta olduğum kanat mevkilerinde başarım kadar, forvette oynarken de başarılarım mevcut. Bu mevkide de rahatlıkla oynayabileceğimi düşünüyorum.

Maça nasıl hazırlanıyorsun ve maçlara nasıl bir psikoloji ile çıkıyorsun?

Maç saati ısınırken konsantre oluyorum. Gürsel abinin vefatından sonra olaylar bakış açım tamamıyla değişti. Maçlara artık kendimi eskisi gibi kasmadan daha doğrusu eski kadar sıkıntı yapmadan daha rahat kafayla çıkıyorum. Bu talihsiz olayla birlikte hayatta futboldan daha önemli şeylerin olduğunun farkına vardım.

Maçlardan önce yaptığın herhangi bir uğurun var mı?

Bir uğurum yok. Ama maçlara başlamadan önce sahaya kesinlikle dua ederek çıkarım.

Futbol dışında neler yapıyorsun ?

Büyük bir çoğunlukla ailem ve arkadaşlarımla (İshak Çakmak, Ahmet Önay, Ahmet Sabri Fener) vakit geçiriyorum. Bunun harici özellikle yaptığım bir hobim yok.

Örnek aldığın veya tarzını beğendin futbolcular var mı?

Yerli olarak Arda Turan… Hatta ilk profesyonel forma numaram 66’idi. Bu numarayı almamda Arda Turan’a hayranlığımın etkisi çok büyüktü. Yabancı olarak ise Harry Kewell’ı diyebilirim. Harry Kewell’ın ülkemizden ayrılmasına da üzüldüm çünkü onu Türkiye’de izlemek bir zevkti.
Şu anda çok revaçta bir oyuncusun, Birçok genç oyuncunun rüyasını süsleyen milli formayı giymek sana nasip oldu ve birçok büyük takımla ismin anılır oldu. Bu başarılı günlere gelmende büyük emeği olan hocaların kimler?

Hakan Ünal, Abdurrahman Baysongur, Tevfik Aktutan ve Niyazı Yıldırım ilk anda aklıma gelen isimler. Katkıları için teşekkür ederim.

Konyaspor hakkında nelere düşünüyorsun? Teklif gelirse gider misin?

Şu ana kadar teklif olmadı. Olursa tabii ki düşünürüm. Ama önce transfer yasağının kalkması gerekiyor.

Konyaspor taraftarı hakkında ne düşünüyorsun?

Küçüklüğümde birçok kez Nalçacı tribününde maçlara girdim. Konyaspor’u özellikle 2003 -2004 sezonundaki Altan’lı, Zafer Biryol’lu, Cenk’li ve Erhan Albayrak’lı kadrosunun olduğu sezondan itibaren sürekli takip ediyorum.

Şehrimiz Konya hakkında neler düşünüyorsun?

Deplasmanlara ve kamplara gittiğimde Konya’yı çok özlüyorum. Şehirden uzaktayken, dışarıdayken daha çok fark ediliyor Konya’nın yokluğu.

Konya Şeker denilince akla gelen ilk isimlerden birisi Recep Konuk. Recep Konuk'u bizlere anlatabilir misin?

Recep Konuk, Konyalı gençleri çok seviyor. Bizimle kendisi bire bir ilgileniyor. Babamız gibi... Şekerspor ve bizlere desteklerinden dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum.
2009 yılında Fenerbahçe’nin seni istediği hakkında haberler görmüştük. Bu haberin gerçeklik payı neydi? Gelişmeler neydi, haberin gerçeklik payı vars ada neden gerçekleşmedi bu transfer?

Teklif vardı yani haber doğruydu. Ama o zamanlar daha henüz 16 yaşındaydım. Ailem, ben ve kulüp daha çok genç olduğumu düşündük ve olumsuz bakmıştık bu transfere. İsmail Kartal hoca bu konuda çok ısrarlı ve istekliydi. Kendisi bilindiği üzere Fenerbahçe’de çalışmış forma giymiş o camianın sembol isimlerinden birisiydi, ısrarı bu yüzden olsa gerek. Sonraki sezonda o yıl Kayserispor’da çalışan Tolunay Kafkas hoca transferim konusunda oldukça istekliydi ve kulübe resmi teklifte gelmişti ama kulübümüz bu teklife olumsuz yaklaşmıştı. Neden yine genç olmamdı…
Milli takım kariyerinden ve hedeflerinden biraz bahseder misin? İlk milli formayı giydiğin maçı ve varsa unutamadığın anılarını kısaca anlatır mısın?

İlk Milli formayı U16 Milli takımında giydim. İlk milli maçım 2008 yılında Bursa Atatürk stadında oynadığımız ve 4-1 kazandığımız Beyaz Rusya maçıydı. Unutamadığım an biraz üzüntülü oldu benim açımdan. Nijerya’da düzenlenen U17 Dünya Kupasındaki çeyrek finalde penaltılarla yenildiğimiz Kolombiya maçının benim için kötü anıları mevcut. 80’nci dakikaya kadar 1-0 önde götürdüğümüz bir maçtı. 80’nci dakikada kenardan Abdullah Ercan hocam durumumu sormuştu devam edip edemeyeceğime dair. Bende durumumun iyi olduğunu işaret etmiştim ama Abdullah hoca yanlış anlamış olacak ki beni oyundan çıkardı. 90’ncı dakikada yediğimiz golle maç 1-1 sona erdi ve penaltılarda kaybederek o sezon Final oynayabileceğimiz turnuvada elenmiş olduk.

Genç Milli takımdan en iyi anlaştığın oyuncular kimler ?

Konyaspor’dan Ali Dere, Fenerbahçe’den Gökay İravul ile Okan Alkan. Milli takım kamplarında 4’müz bir birimizden hiç ayrılmıyoruz diyebilirim.
U19 Avrupa Şampiyonasına hakkındaki düşüncelerin neler ?

Kemal Özdeş Genç Milli takımda göreve 15 ay önce başladı. İlk andan itibaren hedefinin hep Avrupa Şampiyonluğu olduğunu bizlere söyledi. İlk anlarda bizlere bu başarılması zor bir netice olarak gözükse de zamanla buna bizde inanmaya başladık. Geçen hafta Antalya’da son şampiyon Almanya’yı eleyerek bu konuda ne kadar iddialı olduğumuzu gösterdik. Şu anda takımdaki 7’den 77’ye herkesin hedefi Avrupa Şampiyonluğu... Bizi zorlayabilecek ekipler İspanya ve ev sahibi olmanın etkisiyle Romanya olabilir. Ama bana göre en büyük şampiyonluk adayı biziz ve bunu başarabileceğime dair inancım tam.

Seninde oyuncusu olduğun 19 Yaş Altı Milli takımımızın Romanya'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonasındaki rakipleri belli oldu? B Grubunda İspanya, Sırbistan ve Belçika ile eşleştik. Grubumuz hakkında neler düşünüyorsun? Favori kim?

Rahat çıkmamız gereken bir grup. Belçika ile daha önce Rusya’da Valentin Granatkin Özel turnuvasında şu anki gibi iddialı bir kadrodan daha ziyade ön hazırlık maksadıyla kurulmuş bir kadromuzla karşılaşmış ve 2-1 kazanmıştık. Belçika’ya karşı yine kazanacağımızı düşünüyorum. Sırbistan belli bir sistemle takım oyunundan kolay kolay kopmayan bir ekip ama Sırbistan’a karşıda favori olarak görüyorum takımımızı. Belki bizi önceki sorunuza cevap olarak da söylediğim gibi İspanya zorlayabilir. Ama biz istersek İspanya’yı da neden yenemeyelim. Bence Bu gruptan en kötü 2’nci olarak çıkarız. Hedefi Şampiyonluk olan bir ekip için bunlar zaten çok ufak hedefler, bizim hedefimiz sürekli dile getirdiğim gibi yaş grubumuzda Avrupa’nın en büyüğü olmak.

Avrupa’da oynamak hakkında neler düşünüyorsun, Hangi ülkenin ligi sana daha uygun? Şimdiye kadar hiç Avrupa'dan bir teklif aldın mı ve Avrupa’da hayal ettiğin bir takım var mı?

Bana göre İspanya en uygun ülke olarak görünüyor. İngiltere ve İtalya’ya nispeten daha çok tekniğe ve estetiğe dayalı olduğundan dolayı. Geçmiş dönemlerde Hollanda ve İtalya’dan bazı teklifler gelmişti ama tıpkı Türkiye’den gelen tekliflere verdiğimiz cevaplar gibi bu tekliflere de yaşımın ufak olmasından dolayı sıcak bakmadık. Büyük bir Barcelona hayranıyım. İlerde Barcelona’da oynamayı hayal ediyorum. Pedro’dan ne eksiğim var Gerekirse ayağını kaydırırız. (Gülüşmeler)



Related Posts with Thumbnails