30 Aralık 2011 Cuma

Arsenal - Queens Park Rangers Maç Öncesi

Eskilerden // English League Division One Maçı // Queens Park Rangers vs Arsenal

Yılın son Arsenal maçı olacak Queens Park Rangers maçı. Yılı güzel kapatmak adına iç sahada yeni yıl öncesi harika bir fırsat olacak. Salı günü oynadığımız Wolves maçında berabere kalarak rakiplerin yoğun şekilde puan kaybettiği bir haftada fırsat tepmiştik. Wenger bunun oyuncularına bir ders olması gerektiğini belirtmişti. Ders alınıp alınmadığını görebileceğimiz bir maç olacak buna rağmen rakiplerimizin de puan kaybedip kaybetmeyecekleri şüpheli.

Arsenal'de Wolves maçı kadrosundan son anda hastalığı nedeniyle çıkarılan ve yerine Yossi Benayoun'un oynadığı Theo Walcott'un bu maçta forma giymesi bekleniyor. Bunun dışında Olimpiakos'un transfer gündeminde olan Tomas Rosicky'nin yerini yeniden Aaron Ramsey'e bırakacağı tahmin ediliyor.

Sakatlıkları süren Bacary Sagna ve Kieran Gibbs'in Ocak sonunda, Jack Wilshere'in ise Şubat ortasında formalarına kavuşmaları bekleniyor.

Queens Park Rangers'ta ise en ciddi eksik savunmanın önemli ismi Anton Ferdinand olarak görünüyor. Ancak Ferdinand, Liverpool maçında sakatlanmıştı ve QPR son üç maçtır onsuz oynuyor ve alışmış sayılabilirler.

Maça dair ilginç notlardan biri ise Queens Park Rangers'tan sahada olması beklenen Armand Traore, Matt Connolly ve Jay Bothroyd'un Arsenal Akademisi'nden yetişmiş olmaları.

Maça dair ekstra bir şeyler yazmaya da gerek yok. Arsenal eğer ilk dört hedefine ulaşmak istiyorsa (ki benim için Spurs'ün önünde bitirmek ilk dörtten daha önemli) bu maçı her türlü kazanmak zorunda. İç sahadaki puan kayıpları çok daha yaralıyıcı olduğu için bırakalım deplasmanda kaybedelim puanları. İç sahadaki tüm maçları kazanalım yeter.

Ve Muhtemel 11'ler;


Emrah Partal / Genc Arsenal

28 Aralık 2011 Çarşamba

Kapı Duvar : Arsenal 1-1 Wolverhampton Wanderers


Maçı söylediğim gibi canlı izleme fırsatım olmadı ancak daha sonra indirerek tamamını izledim. Şimdi maçı değerlendirme yazımı yazabilirim.


Arsenal maça sakatlığı geçen Djourou ile sağ bekte, Aston Villa maçında cezasını çeken Song ile önliberoda, yoğun maç programı nedeniyle dinlendirilen Ramsey yerine Rosicky ve maç öncesinde hastalığı nedeniyle kadrodan çıkartılan Walcott yerine Aston Villa karşısında üç puanı getiren golü atan ve Wenger'in övgüsünü kazanan Benayoun ile başladık.
Szczesny
Djourou-Mertesacker-Koscielny-Vermaelen
Song
Arteta-Rosicky
Gervinho-Van Persie-Benayoun

Arsenal maça ev sahibi olmanın ve Arsenal olmanın etkisiyle top hakimiyetiyle başladı. Zaten bunun dışında bir şey de beklenemezdi. Gervinho maça oldukça istekli başladı. 8. dakikada ise kazanılan bir topta uzun zamandır görmeyi özlediğimiz şekilde bir kontra atak golü attık. Rosicky kazandığı top ile takımı direkt olarak hücuma kaldırdı. Ardından topu Benayoun'a verdi ve o da savunma arkasına koşu yapan Gervinho'yu topla buluşturarak asistini yapmış oldu.

Golden sonra Arsenal oyununun temposunu fazla yükseltmek istemezmişçesine savunmada pas yaptı. Bu arada topla oynama yüzdemiz %77'ye kadar ulaştı. Robin Van Persie ile gol pozisyonlarına girdi Arsenal ancak bunlarda skoru arttıracak sayıyı bulamadı. Özellikle 30. dakikadaki pozisyonda kaleci Hennessey harika bir kurtarış yaptı.

Wolverhampton ofansif anlamda Djourou'nun hataları nedeniyle yakalamaya yaklaştığı pozisyonlar dışında etkisizdi ilk yarı boyunca. Ta ki 38. dakikaya kadar. Djourou'nun vurduğu top Mertesacker'in sırtına çarpıp kornere gitti. Korner atışında uzaklaştırılan top Hunt'ın önüne düştü. Hunt'ın topu Benayoun'dan kurtardıktan sonra çektiği şutta top savunmadan sekip bir nevi Fletcher'ın kafasına gitti ve o da bu fırsatı değerlendirerek skoru eşitledi. Yediğimiz gol özetle "Son Durak" serisinin futbola uyarlanmış bir sahnesi gibiydi. 1-0'dan sonra skorun artmasına engel olan Wolves takımı beraberlik ile birlikte daha dikkatli ve başarılı bir oyun sergileyerek ilk yarıyı istediklerinden fazlasıyla tamamladılar.

İlk yarıda Djourou kabus gibi bir maç çıkarırken sağ bekte, Song da bir maçlık dinlenme sanki ters etki yaratmış gibi basit paslarda bile sıkıntı yaşar haldeydi. İlk 20 dakika sahada oldukça aktif olan Gervinho ise dakikalar ilerledikçe kayboldu.

İkinci yarıya da topun hakimi golü arayan taraf olarak başladık. İlk bölümde net bir pozisyona giremedik buna karşın. Skorun 1-1 olmasının da etkisiyle hakemin verdiği kararlar taraftarın ve oyuncuların kontrollerini biraz kaybetmesine yol açtı. Vermaelen sadece itirazdan alakası olmadığı bir pozisyonda sarı kart gördü. Pozisyonun başrol kahramanı iken yaptığı itaraza ise bir şey diyemedi hakem. İkinci sarı kart psikolojisi olarak yorumlayabiliriz.

Sonuç alınamayan ikinci yarının ilk bölümü sonunda Wenger oyuna müdahale ederek ilk golün asistini yapan Benayoun'u oyundan alarak Arshavin'i sahaya sürdü. Arshavin'in sayesinde olmasa da Arsenal önce Van Persie'nin frikiği ardından Mertesacker'in yakın mesafeden yaptığı kafa vuruşları ile gole çok yaklaşmasına rağmen kaleci Hennessey inanılmaz iki kurtarış yaptı. 70. dakikada kendisine yapılanharekete faul çalınmamasına sinirlenen Song önce skorer Fletcher'ın ayağını yerden kesti sonrasında Hunt'a sert bir müdahalede bulundu. Hakem Song'a sarı kart göstererek inanılmaz bir hata yaptı. Hareketlerin sertliği, kastı ve zamanları nedeniyle kırmızı kartı hakettiği aşikardı. Wenger'de tehlikeyi farkederek iki dakika sonra Song'u oyundan alıp Ramsey'i sahaya sürdü.

Maçın gerginliğinin giderek artmasından dolayı maçın kontrolünü kaybeden hakem 75. dakikada yine anlamsız bir kararla sarı kart görmesi gereken Milijas'ı oyundan atarak ikinci kez Arsenal lehine karar verdi. Rosicky, Arteta ve Ramsey üçlüsü oyunu mükemmele yakın şekilde yönlendirmelerine karşın Robin Van Persie bir türlü Wolves savunmasını ve kaleci Hennessey'i geçmeyi başaramadı. Van Persie'nin frikiğini kurtardıktan sonra Barcelona'ya attığı gole benzeyen pozisyonda Hennessey topu ayağıyla kurtardı.

Son yıllarda gördüğüm en ateşli seyirci grubuyla oynanan bir maçtı. Gerek hakemin kararları gerekse galibiyetin çok bir fark yaratacak olması nedeniyle atmosfer inanılmazdı. Bu maçı canlı izleseydim sanırım ekran karşısında kanepelerin üzerinde zıplar sağa sola yumruk atardım. Skorunu bildiğim halde tekrardan izlediğim bir maçta inanılmaz heyecan yaptım.

Arsenal yine sonuna kadar hakettiği bir maçta galibiyet elde edemedi. Zaten son yıllarda kupa bazında başarısız olmamızın tek nedeni bu. İyi oynamadığımızda kazandığımız maç sayısı sezonda üçü geçmezken iyi oynarken kazanamadığımız en az 6-7 maçımız oluyor. Bu maçlarda takımın kupalardan elenip şampiyonluk yarışından kopmasına neden olan maçlar oluyor her sezon.

Maç sonrasında şunu söyleyebiliriz ki Rosicky, Benayoun ve Arteta orta sahası son zamanların en etkili orta sahası oldu. Rosicky ve Benayoun'un dikine oyunları pozisyon üretmedeki başarımızı arttırdı. Buna rağmen bek mevkiine kesinlikle bir çözüm bulunması gerekiyor. Geriden destek gelmemesi kanat oyuncularına fazla yük bindiriyor ve kademeli savunma karşısında etkisiz kalmalarına neden oluyor.

Bu maçtaki kaybı şu şekilde yorumlayınca o kadar da dokunmuyor sanki insana. Aston Villa deplasmanından beraberlikle dönüp, Wolverhampton'ı yensek aynı puan ama farklı bir hava olacaktı. Bu nedenle totale bakarak yorum yapmamız gerektiğini ve bunu çok büyük bir kayıpmış gibi göstermememiz gerektiğini düşünüyorum. Rakiplerin puan kayıplarında önemlidir kazanmak. Ama son haftalarda göstermiş olduğumuz saha içi performans sezonun kalanına daha umutlu bakmamıza neden olmalı bence.

Bir de artık takımdaki gelecekleri neredeyse olmayan Arshavin ve Chamakh'ı her maç kurtarıcı diye oyuna almaktansa gelecek sezonun planlamasını da düşünerek Alex Oxlade-Chamberlain ve Park'a biraz daha fazla şans vermeli Wenger sanki.

Emrah Partal / Genc Arsenal

27 Aralık 2011 Salı

Arsenal - Wolverhampton Wanderers Maç Öncesi

Londra metro çalışanlarının yaptığı grev nedeniyle dün oynanması gereken Wolverhampton maçı bugüne ertelenmişti. Dün oynanan maçların ardından Arsenal'in ekstra bir motivasyon ile maça çıkacağını söylemek mümkün. Çünkü Chelsea, Liverpool ve Man City berabere kalarak puanlar kaybettiler. İlk dört hedefimize ulaşmak için yarın alacağımız üç puan Man City mağlubiyetini ve Fulham beraberliğini telafi etmemiz anlamına gelecek.

Robin Van Persie, Aston Villa maçında attığı penaltı golüyle Thierry Henry'nin gol rekorunu egale ederken hedefini Alan Shearer olarak belirledi. Bunun için yıl başına kadar 3 gol daha atması gerekiyor. Bu maçta hat-trick yapması çokta olanaksız bir şey değil. Ancak Wenger'in maç öncesindeki açıklamaları soru işaretleri yarattı.

Wenger, Van Persie'nin rekoru kırmasının onun kadar kendisini de sevindireceğinden bahsederken, bununla birlikte 7 günde üç maç oynaması da sağlığı açısından riskli olabilir, arada dinlendirilmesi de gerekiyor şeklinde konuştu. Bu açıklamalar sonrasında Robin'i yedek başlarken görürsek şaşırmayalım.

Arsenal'de maç öncesinde sakatlıklarla ilgili çok keyifli haberler yok açıkçası. Sadece sakatlıktan dönüş tarihleri belli olan oyuncuların süreli kısalıyor o kadar. Bu sakatlıklarla başımız her sezon dertte ve değişen bir şey olmuyor maalesef. Menajerlik oyunlarından aşina olduğumuz Injury Prone oranı yüksek olan oyunculardan seçiyoruz sanki aldığımız adamları. Wolverhampton'da ise önemli orta saha oyuncusu Jamie O'Hara sakatlığı nedeniyle oynayamayacak.

Szczesny
Coquelin-Mertesacker-Koscielny-Vermaelen
Song
Arteta-Ramsey
Walcott-Van Persie-Gervinho

Arsenal, Premier Lig'de bu sezon sadece iç saha açılış maçı olan Liverpool maçında yenilgi alırken sonraki 7 maçın 6'sını kazanma başarısı gösterdi. Wolverhampton ise bu sezon deplasmandan en az puan alan üç takımdan biri konumunda.

Maç saati 17:00 olarak belirlenmiş durumda. Benim eve gelmem maalesef 18:45'ten önce olamıyor. Bu nedenle maçı kaçıracağım kesin. Eğer yayıncı kuruluş tekrarını verirse muhakkak izleyeceğim. Olmazsa maçı indirerek izleyeceğim.

Son olarak Guardian'ın tahmini kadrosunu da verelim;



Emrah Partal / Genc Arsenal

25 Aralık 2011 Pazar

Göztepe'de Çözüm Arayışları #2


Altınbaş Yönetimi ile Amatör Küme'den Bank Asya'ya kadar yol aldık. Bu zorlu yolda kimi zaman yanlış, kimi zaman ise doğru adımlar atıldı. Herkes zaman zaman belki de istemeyerek Göztepe'ye zarar verdi. Zaman zaman futbolcularımız, zaman zaman teknik heyetlerimiz, zaman zaman taraftarımız ve zaman zaman da yönetimimiz attığı yanlış adımlarla Göztepe'ye ve kendilerine zarar verdiler. Bu yanlışlıklar durumundan en zararlı ne yazık ki teknik direktörler çıkmakta.

Futbolcuların hepsini sezon ortasında yollama, taraftara, sen takıma zarar verdin bundan sonra tribüne gelme deme gibi bir durum söz konusu olmadığından, Altınbaş Yönetimi'nin de kulübün kağıt üzerindeki sahibi olduğundan başarısızlıklarımızda başı yanacak olan ilk birim olan teknik heyetin yine başı yanmıştır. Kızıltan camiadaki baskılara dayanamayıp istifasını Yönetim Kurulu'na sunmuştur. Kendisine bugüne kadar Göztepe'ye verdiği emekten dolayı teşekkür ederiz.

Göztepe'nin büyük taraftarı geçen sene şampiyon olmasına rağmen ve bu sene işler kötü giderken de Kızıltan'a bir türlü alışamadı. Aralarında istenilen bağ bir türlü kurulamadı. Özellikle geçen seneki şampiyon kadronun iskeletini bozup, taraftarın gönlünde taht kurmuş, Tsubasa Tayfun'u, Cesuryürek Ferhat'ı, Vefakar İzzet'i hiçbir nedene dayandırmadan bu takımdan yollayınca Kızıltan ile aradaki uçurum daha da büyüdü. Tepkiler çığa dönüştü, Kızıltan için dayanılmaz bir hal aldı ve sonunda istifaya kadar götürdü kendisini.

Her son bir başlangıç zırvasıyla biz de şimdi yeni bir sayfa açıp çağa ayak uyduralım zamanlarındayız. Eğri oturup doğru yazalım. Bana kalırsa yönetimimiz birçok güzellikler ve doğru işler yaparken dört kez büyük yanlış yapmıştır. Bu hatalar elbet olacaktır ancak önemli olan bunların tekrar etmemesidir.

Birinci hata; Amatör Küme'deyken yeterli kadro yapısı kurulmamış ve takım Amatör Küme'den 3. Lig'e çıkma yolunda başarısız olmuştur.

İkinci hata; 3. Lig'den, 2.Lig'e çıkılan sene şampiyon takımın iskeleti tamamen bozulmuş, çok yıpranan Akif Başaran'ın işine zamanında son verilmemiştir.

Üçüncü hata; 2. Lig'de Play Off'a zar zor kalan takımın başına Erol Azgın gibi deneyimsiz ve kariyersiz bir teknik direktör getirilmiş koca bir sene heba edilmiş "Her sene bir üst lige, el ele Süper Lig’e" sloganı terk edilmiştir.

Dördüncü hata; 2. Lig'den, Bank Asya 1. Lig'e çıkılan sene şampiyon takımın iskeleti tamamen bozulmuş, çok yıpranan Özcan Kızıltan'ın işine zamanında son verilmemiştir.

Yazılan ikinci ve dördüncü hata arasında bakıldığında sadece figüran farkı vardır. İkinci hatadan sonra yapılan üçüncü hata, dördüncü hatadan sonra bir beşinci hata olarak yapılır mı? Elbet yapılmaz. Yapılmamalı. Koskoca Holdingi yöneten, kurtlar pazarında kapitalizmin kuralları ile dövüşüp ayakta kalan ve büyüyen kurumsal bir yapıyı çalıştıran, yöneten kişiler böyle aynı hataları sıklıkla yapma lüksüne sahip değiller.

Şimdi Başkan Altınbaş'ın önünde iki yol var. Ya yine Erol Azgın ayarında bir teknik direktör getirmek gibi bir hata yapacak ve aynı hatayı tekrarlamayı sürdürecek. Ya da Giray Bulak gibi, Metin Diyadin gibi, Ersun Yanal gibi, Ümit Kayıhan gibi bir hocayla anlaşıp gerekli takviyeleri yapacak ve yarının takımını oluşturmaya başlayacak. Umarım hem kendisi hem kulüp için doğru kararı alacaktır.

Bir söz de Ali Gültüken'e. Taraftarımızın kendisine tepkisi vardır. Bu tepki aşırı ve doğal bir tepkidir. Ama çıkıp da başarısızlığa göğüs gerer, daha güzel günler için daha sıkı bir çalışmanın içinde olacağının teminatını verir, taraftara bir adım atarsa ben inanıyorum ki taraftarımız da kendisine adım atacaktır. Böyle diyalogsuzlukla aradaki buzlar erimez daha da artar. Ama bu kadar sessizlik iyi değil. Kendisini yönlendiren yok mudur bilmiyorum, ama bir an önce ortaya çıkıp Göztepe için burada olduğuna ve elinden geleni yapacağına tekrar inandırması gerekmektedir taraftarı. Kendisinin futbol tecrübesi tartışılmaz ancak diyalog kısmının zayıf kaldığını gözlemliyorum. Kaldı ki çıkıp, "Özcan Kızıltan sezon başı şu oyuncuların gönderilmesini istedi" dese, "Biz de hocanın işine karışmak doğru olmaz diye gerekeni yaptık" dese belki de diyecek pek bir şeyimiz kalmayacak. Ancak dediğim gibi bir adım gerekmekte.

Yine de sağol Kızıltan. Kızdık, yıprandık, yıprattık. Gelecek işlerinde başarılar dilerim.

Teknik Direktör adaylarım; Giray Bulak, Ersun Yanal, Metin Diyadin ve Ümit Kayıhan.


necdeterdeniz@gozgoz.net

Kritik Tarih; 30 Aralık

  • 16 HAFTALIK ilk bölüm sona erdi. Konyaspor’un ilk etabı bu noktada tamamlayacağını kimse düşünmüyordu. Yaşanan türlü sıkıntılara rağmen genç ağırlıklı kadronun gösterdiği performans ve topladığı puan alkışlanmaya değer. Futbol Federasyonu bu yıl lig takvimini yaptığı değişikliklerle allak bullak etti. Şike soruşturmasına bağlı geç başlayan liglerde, hafta içi maçları sıklıkla oynanırken, ilk 16 haftada nasıl geçti anlayamadık. Takımların birçoğunun kadrosunun dar olması bazı maçlarda 18 kişilik futbolcuyu bile sahaya sürememelerine neden olurken, en dezavantajlı görülen Konyaspor beklenilenin aksine, genç kadrosuyla bu sıkışık maç takvimi arasından alnının akıyla çıktı.

  • ÇOK iyi bir kaleciye sahip olan yeşil-beyazlılar mükemmel diyebileceğimiz defans oyuncularının da katkısıyla ilk yarıyı zirve takımları arasında tamamladı. Elbette ileri uçta ve orta sahada aksamalar oldu. Bu mevkilerde alternatifin olmayışı hatta bazı futbolcuların mecburiyetten alışkın olduğu mevkilerin dışında oynaması, göze hoş gelen oyunu sıklıkla göremeyişimizdeki etkenlerdendi. Her şeye karşın Osman Özdemir eldeki malzemeyle en iyisini sunmaya çalıştı ve ilk 16 haftada yönetimindeki ekibi başarılı oldu. Şimdi ilk yarıdan çok daha zor geçecek 18 maçlık bir periyot daha var önümüzde.

  • KONYASPOR’UN ilk bölümdeki mevcut kadrosuyla bundan daha kötü bir performans göstereceğini düşünmüyorum. Tabi ki kadronun muhakkak korunması gerekiyor. Gökhan Emreciksin ve Hakan Aslantaş’ın durumları kesinlik kazanmadı. Sezon başı özel bir mukaveleyle takıma geri dönen ve devre arasında gitmek isteyen Gökhan Emreciksin ile sözleşmesi devam etmesine karşın Süper Lig’den teklifler aldığını belirten Hakan Aslantaş yeşil-beyazlı yöneticileri terletmeye devam ediyor. İki isminde ne denli Konyaspor’a yararlı olduğu ortada.

  • YÖNETİMİN iki futbolcuyla da görüşerek mantıklı bir teklif sunduğunu biliyoruz. Birkaç gün içinde Gökhan ve Hakan’ın durumlarının netleşmesi ve takımda kaldıklarının açıklanmasını sabırsızlıkla bekliyoruz. Transfer yasağının kaldırılması umudu belirse de Gökhan ve Hakan’ın ikna edilerek takımda kalmasının sağlanması yönetimin devre arasındaki en büyük hamlesi olur. Bakınız her türlü sıkıntıya rağmen, zirvenin sadece 3 puan gerisinde şampiyonluk potasına giren bir takımımız var. Ertuğrul’un da ikinci dönemde takıma gireceği düşünülürse, hem lige ısınan genç futbolcular, hem de kadroda tutulan yıldızlarla, Konyaspor şampiyonluğu sonuna kadar kovalayacaktır.

  • AHMET Şan başkanlığındaki yönetim göreve geldiği günden beri hiç durmadan çalışıyor. Bir yandan iş bilmezlerin yaptığı transferler nedeniyle yaşanan sıkıntılar aşılmaya çalışırken, bir yandan da mevcut kadronun korunması için uğraş veriliyor. Ay sonuna kadar acil ödenmesi gereken borçlar var. Konyaspor’da 1 dakika oynamadan borçlandırıldığımız futbolcularla ilgili FIFA’ya aksetmiş sorunların çözülmesi için son tarih 30 Aralık.. 1.5 Milyon’u bulan bu faturanın ödenmemesi halinde Milos ve Theou’de yaşadıklarımızın daha ağırını bize yaşatacakları kesin.

  • KONYASPOR FIFA’daki dosyalarını kapatmak için çok önemli biri isimle çalışıyor. Futbol Federasyonu’nun eski başkanı Levent Bıçakçı’nın avukatlığını üstlendiği Konyaspor’un belalardan kurtarılması için yoğun bir çalışma yapılıyor. Sayın Bıçakçı’nın FIFA ve UEFA’daki etkisini biliyoruz. Transfer yasağının kaldırılması umudunun ortaya çıktığı bir dönem içindeyiz. Gerçi kamuoyu transfer yasağı kaldırılsa bile transferin yapılmamasını istiyor ama uzun lig maratonunda ve olası play-off eşleşmelerinde yapılacak transferlerin son derece fayda getireceği kesin. Bakalım Konyaspor kritik tarih 30 Aralık’a kadar gerekli adımları atıp yeni yıla bambaşka hedeflerle girebilecek mi?

TDurmaz/YMeram
Related Posts with Thumbnails