Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şampiyonlar Ligi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2012 Çarşamba

Galiptir Bu Yolda Mağlup: Arsenal 3-0 Milan


Arsenal maça maç öncesinde tahmin ettiğim on bir ile başladı. Mümkün olan en ofansif kadro ile sahaya çıktı. Milan gibi bir İtalyan takımına karşı dört farklı bir galibiyet almanız gerekiyorsa yapmanız gereken de budur zaten. Tomas Rosicky ve Kieran Gibbs'in kondisyon testini başarıyla geçmelerinin ardından ilk on bire alındılar. Yedek kulübesinde ise geçtiğimiz haftalarda Türk Milli takımında forma giyeceğini açılayan Oğuzhan Özyakup bulunuyordu.

Szczesny
Sagna-Koscielny-Vermaelen-Gibbs
Song
Rosicky-Chamberlain
Walcott-Van Persie-Gervinho

Arsenal maça beklenildiği gibi son derece atak başladı. Henüz ilk dakikalarda üst üste kornerler kazandı ve bu kornerlerin birinde Alex Oxlade-Chamberlain'in ortasında Laurent Koscielny bomboş kafa vuruşunu yaptı ve henüz 6. dakikada tam da Arsenal'in istediği gibi 1-0 öne geçti. Maçın hakemi ise ilk on beş dakikada Van Bommel, Sagna ve Gibbs olmak üzere maçtaki beş faule üç sarı kart çıkardı.

İlk yarıda ikinci bölümde de Arsenal'in atakları devam etti. Van Persie ceza sahası dışından çektiği şutta Abbiati'yi geçemedi. Milan ise savunma arkasına uzun toplarla Ibrahimovic'in kaçırmaya çalıştı. Bunların büyük bir bölümü ise ofsayt kuralına takıldı. 26. dakikada Walcott'un kanattan yaptığı dribling sonucunda gelişen atakta savunmanın uzaklaştıramadığı topta Rosicky golünü attı ve farkı ikiye çıkardı. Arsenal oyunu forse ederken Milan takımı ise maçın bitmesi için elinden geldiğince yavaş oyunu tercih etti.

Son bölümde de Arsenal yine aynı oyununu sürdürmeye devam etti. Milan'ın her hatasından pozisyon yaratmaya çalışırken Oxlade-Chamberlain harika hareketlerle ceza sahasına girdi ve Mesbah tarafından düşürüldü. Penaltı vuruşunda topun başına geçen Van Persie golünü attı ve skoru 3-0 yaptı. Milan son dakikada Shaarawy ile net bir fırsat yakalasa da Szczesny kalesini zamanında terk ederek açıyı daralttı ve topu auta vurmasına neden oldu.

İlk yarı Arsenal'in belki de istediğinden daha iyi gitti. Üstelik topla oynama yüzdemiz %48'de pas isabet oranımız ise %77'de kaldı. Milan ise %84 pas oranı tutturdu. Arsenal rakip kaleye 6 şut çekti. Bunların 5'i isabetli olurken üçünde golü bulmayı başardı. Milan'ın ise kaleyi bulan şutu bulunmuyor. İlk yarıda son derece iyi olmamıza rağmen Ibrahimovic'in kendisine atılan tüm hava toplarını almış olması tek olumsuzluk olarak gösterilebilir. Takım halinde ise Milan hava toplarının %80'ini kazandı.

İkinci yarıya her iki takımda aynı on birlerle başladı. Milan ikinci yarıda biraz daha top yapmaya pozisyon aramaya çalıştı. Milan tehlikeli sayılabilecek pozisyonları da bulmaya başladı. Ama Arsenal'in iyi oyunu golü önledi. 58. dakikada ise Rosicky kazandığı top ile takımını atağa kaldırdı. Gervinho biraz ağır kalmasına rağmen çektiği şutta savunmadan seken top Abbiati'nin ayaklarına çarptı. Ardından Van Persie topu kalecinin üzerinden aşırtmak istedi ama Abbiati son anda eliyle golü engelledi.

61'de Szczesny'nin inanılmaz hatasında Ibrahimovic boş kaleye topu auta gönderdi. Milan her geçen dakika topun daha çok hakimi olmaya başladı. İlk yarıda %48 olan topla oynama yüzdesini %55'e kadar çıkarttı. Rosicky'nin enerjisinin büyük bölümünü ilk yarıda kullandığından oyundan kopmaya başladığı bölümlerde Milan orta sahada daha çok boş alan bulmaya başladı. Allegri orta saha açığından faydalanmak için Aquilani'yi oyuna aldı. Gole ihtiyacı olan Wenger ise Alex Oxlade-Chamberlain yerine Chamakh'ı oyuna aldı. Milan 74. dakikada Nocerino ile gole hiç yaklaşmadığı kadar yaklaştı ama Arsenal'in şansı yerindeydi ve Szczesny'nin ayaklarına çarpan top ağlara gitmedi.

Gelmeyen gol takımın üzerindeki baskıyı giderek arttırmaya başladı son bölümde. 82'de ise sakatlanan Walcott yerine Park Chu-Young oyuna dahil oldu. İlk yarıda sadece iki şut çeken Milan ikinci yarıda tam 11 şut gönderdi Arsenal kalesine. İlk yarıdaki ekstra efor maalesef Arsenal'in ikinci yarıdaki düşüşünün nedeniydi.

Oyuncu falan değerlendirmeye gerek yok. Maçın hakemi kesinlikle Milan için çalıştı. Saçma sapan hareketlerde Milan'lı oyuncular kendilerini ne zaman yere bıraksa faulü çaldı. Ne zaman Arsenal'li oyuncular pres yapsa faul çalarak engelledi. Aynı hareketler Arsenal'e yapılırken ise görmezden geldi. Aslında bunlar belki ayrıntı sayılabilir. Ama maçın sonuna 3 dakika ekleyip 92:12'de maç bitirmek nedir? Bu maç tamamen hakemin taraflı yönetiminin kurbanı olmuştur. Derseniz ki rakibe penaltı mı verdi gol mü attırdı? Zaten kurnaz hakem uyanık hakem maçı böyle bir takıma verir. Oyunu onun lehine yöneterek. Bariz bir hatayla takıma maç vermek kendisinin sonu olur. Zaten ilk maçta da ofsayttan atılan bir gol ve uydurma bir penaltı ile gelen gol var ki dillere destan.

Bu da Arsenal'in bir kez daha Şampiyonlar Ligi'ne hakem hatalarıyla veda etmesi olarak tarihe geçti. Daha önce Liverpool eşleşmelerinde verilen anlamsız kararlar, Barcelona maçında Van Persie'ye düdükten sonra topa vurdu diye verilen ikinci sarı kart ve kırmızı kart. Ne diyelim sağlık olsun.

Diyecek bir şey yok. Zaten bir mucize peşindeydik. Çokta yaklaştık ama maalesef bazı faktörlerden dolayı olmadı. Açık şekilde gösterdik ki Arsenal gerekiyorsa başarabilir. Artık bu maçı geride bırakarak ligde Şampiyonlar Ligi potasında kalarak gelecek sezon yeniden bu arenada mücadele etmeye çalışmamız lazım.

Emrah Partal / GencArsenal

6 Mart 2012 Salı

Arsenal-Milan Maçı Öncesi #2

Açıkçası ben sadece Şampiyonlar Ligi'ndeki son maçımızı keyif almak için izleyeceğim. Her ne kadar Arsene Wenger'in olsun oyuncuların olsun bu maça dair inançları olsa da mantık çerçevesinde düşünüldüğünde şu maçı kazanmamız orta derecede bir ihtimal iken turu geçebileceğimize inanmak tamamen duygusallıktan kaynaklanabilir. Hiç olmadı güzel bir galibiyetle ilk maçın tesadüf sonucu o hale geldiğini kanıtlamak daha önemli.

Arsenal'de savunmada yaşanan krizin geçmesinin ardından virüs şu anda orta sahaya yayılmış durumda. Liverpool maçından sonra hastalanan Yossi Benayoun, Henderson'ın darbesiyle hastaneye kaldırılan Mikel Arteta ve sakatlığı nükseden Abou Diaby, Milan kadrosunda yer alamayacaklar. Yine hafif sakatlıkları bulunan Tomas Rosicky ve Kieran Gibbs ise son testleri geçebilme ihtimallerine karşılık olarak kadroya alındılar. Aaron Ramsey, Francis Coquelin, Per Mertesacker ve Andre Santos ise sakatlıkları devam eden isimler.

Milan'da ise ilk maçta sakatlanan Kevin-Prince Boateng ve Clarence Seedorf'un hala iyileşmemesi ve Massimo Ambrosini kart cezası nedeniyle bu maçta forma giyemeyecekler. Bununla birlikte Alberto Aquilani uzun süren sakatlığının ardından 13 Ocak'ta ilk kez kadroya alınmıştı. Urby Emanuelson da bileğinde ağrının ardından hafta sonu kazanılan 4-0'lık Palermo maçında ilk on birdeydi. Eğer Emanuelson riske edilmez ise Stephan El Sharawy forma giyebilir. Hücum oyuncularından Maxi Lopez ve ilk maçta sakatlanan Pato da sakatlıklarından kurtulamadılar ve bu maçın kadrosunda değiller. Savunmada ise Alessandro Nesta aynı durumda. Eski Arsenal'li Mathieu Flamini antremanlara başlamış ise de muhtemelen bu maçı kaçıracak.

Szczesny
Sagna-Koscielny-Vermaelen-Gibbs
Song-Rosicky
Walcott-Chamberlain-Gervinho
Van Persie


Arsene Wenger: "[Arsenal'in Avrupa Kupalarında oynadığı son 19 karşılaşmanın 6'sında dört farklı ve üstü galibiyetler almasından referans ile] Bu istatistikleri seviyorum. Gol atabiliyoruz. Bu özelliğimizi kullanarak bunun için uğraşacağız. Kazanmak için her şeye sahibiz. Şu anki skor daha biz maçımızı oynamadan belirlenen skor ve bunu değiştirebiliriz. Hayal dünyasında yaşamıyorum. Kolay bir iş olmadığını biliyorum. Üst düzey bir takımsanız yüzde beşlik bir ihtimal de olsa o ihtimale inanarak hareket etmelisiniz. Emin olun biz hala şansımızın sona erdiğini düşünmüyoruz."

Massimiliano Allegri: "Zlatan Ibrahimovic (hafta sonu hat-trick yaptı) harika işler yapıyor. En iyi form durumunda. Üç maç ceza ona iyi geldi. Bence büyük oyuncularınız olmadan Şampiyonlar Ligi'ni kazanmak imkansız. Büyük oyuncularınız olmadan bunu asla yapamazsınız. Bu Arsenal için de Milan için de herhangi bir takım için de geçerli. Büyük isimler almalısınız. Milan'da bizim liderimiz Zlatan Ibrahimovic. Geçen sezona kadar sahadaki karakterimizi Gattuso sergiliyordu. Şimdi ise Mark Van Bommel ve Thiago Silva."


Allegri'ye şunu hatırlatmak isterim ki 2004 yılındaki finalde ne Monaco'nun ne de Porto'nun kadrosu o yılın en iyi 10 kadrosu arasında yer almıyordu. Ya da 2010 yılındaki Bayern Münih-Inter finalini kimse beklemiyordu sanırım. Bu nedenle belli bir standardı ve takım ruhunu oluşturan her takım Şampiyonlar Ligi'nde sonuca gidebilir.


Öncelikle şunu hatırlatalım ki Şampiyonlar Ligi tarihinde eleme turlarında 4-0'tan tur atlayan bir takım yok. Avrupa Kupalarında bunu yapan son takım ise 1985 yılında Real Madrid. Borussia Monchengladbach karşısında 5-1'lik mağlubiyetin ardından 4-0'lık galibiyetle turu atlamıştı.

Bununla birlikte Milan, 2003/04 sezonunda çeyrek finalde Deportivo La Coruna karşısında ilk maçı 4-1'lik skorla kazandıktan sonra ikinci maçı 4-0 kaybedip elenerek, Şampiyonlar Ligi'nde ilk maçta üç farklı avantaj elde ederek elenen tek takım olmasıyla ünlü.

Sıradan ve kafa yoran istatistikleri yazmadan bu kısmı da bitirelim. Benim açımdan sezonun son Şampiyonlar Ligi maçını güzel bir galibiyetle tamamlamak yeterli olacaktır. Turu geçme hayalleri ile maçı izlemenin ve strese girmenin gereği yok. Keyfini çıkarmaya bakın bu maçın. Daha sonra da ligde kalan maçlarımızla birlikte ilk dördü garantileyip üçüncülük yarışının heyecanını yaşayabiliriz.

Emrah Partal / GencArsenal

17 Şubat 2012 Cuma

Kaybedilenler : Milan 4-0 Arsenal


Maç benim ya da herhangi birinin beklemediği kadar tempolu başladı. Şampiyonlar Ligi'nde eleme turu maçlarına geçildiğinde ilk maçlarda oynanan futbol genelde ikinci maçı bekleyelim şeklinde olurdu. Buna karşın her iki takımda son derece hücumu düşünen ve hızlı bir futbol oynayınca çok çabuk bir ilk yarı geçti.

Szczesny
Sagna-Koscielny-Vermaelen-Gibbs
Song-Arteta
Walcott-Ramsey-Rosicky
Van Persie

İki takımda orta saha yuvarlağında rakip tarafından baskıya maruz kalmada topu rakip sahaya çok rahat geçirdi. Milan ileride daha hareketli bir oyun düzeni kullanarak boşa kaçan elemanlarıyla daha rahat pozisyon yakaladı. Arsenal ise topu getiren ismin topu atabileceği tek isim her zaman ilerideki Van Persie oldu. Van Persie ise bulunduğu yerde en az üç Milan'lı oyuncunun markajındaydı. Rosicky'nin ceza sahası dışından kaleyi bulmayan şutu ile ilk denemesini Arsenal yaparken, Milan Ibrahimovic'in sahanın her yerinde olduğu ve top dağıtıcı rolünü üstlendiği sistemiyle pozisyon aradı.

Buna karşın Milan'ın kaleyi tutan Szczesny'nin bir şutu yok iken atılan geri pasta Szczesny'nin orta sahayı geçmeyen topu hızlı bir Milan atağına dönüştü ve Prince-Boateng aldığı pası iyi değerlendirerek topu ağlara gönderdi. Golden sonra Arsenal maçın başına oranla oyundaki kontrolü Milan'a kaptırmaya başladı. Milan'ın hücum hattı sürekli olarak yer değiştirerek Arsenal savunmasının dikkatini dağıtıp hızlı paslarla pozisyonlar buldu. Arsenal ise ilk yarı boyunca Van Persie'ye top atma görevini kimin yapması gerektiğini takım içinde aramaya çalıştı.

Her geçen dakika Milan, Arsenal savunmasını ve orta sahasını daha çok zorlayarak oyunun tek hakimi olmaya başladı. Arsenal'li oyuncuların basit oynamak yerine zoru seçmesi de yaşanan durumda etkili oldu. 38. dakikada ise pozisyon başlangıcının ofsayt olduğu bir pozisyonda Ibrahimovic'i takip etmekte zorlanan Sagna, rakibinin ceza sahasına kadar girerek Robinho'ya asist yapmasını 2-3 metre arkasından izledi. İlk yarı bitene kadar da Milan net fırsatlar yakaladı.

İlk yarıda Arsenal kötü diyemiyorum. Ama Milan aşırı derecede tempolu, net paslarla akıcı bir futbol oynadı. Bu kadar iyi oynadıkları bir ilk yarıyı 2-0 önde kapatmaları hiç de sürpriz değildi. Bu oyunlarında Arsenal'in payını çok fazla da göremiyorum. Son derece iyi hazırlanmışlar ve konsantrasyonları son derece yüksekti. İlk yarının kayıp ismi Walcott'tu.

İkinci yarıya gole ihtiyacı olan Arsene Wenger, Walcott - Henry değişikliği ile 4-4-2'ye dönmeyi denedi. Ancak ilk yarının hemen başında 50. dakikada yine Ibrahimovic'in geliştirdiği atakta Robinho, Vermaelen'in kayıp düşmesinden faydalanarak ceza sahası dışından şutunu çekti ve farkı üçe çıkardı. Maç boyunca Milan oynadı Arsenal izledi.

64. dakikada Arsenal en net tehlikesini yarattı. Henry'nin topuk pasına Van Persie harika bir vuruş yaptı ama Abbiati topu köşeden çıkarmayı başardı. Bu pozisyonda girmeyince bırakalım artık dedim. Çok net bir gol şansıydı. Ardından Gibbs yerine Oxlade-Chamberlain oyuna dahil oldu. Bu hamle ya herro ya merro hamlesi olarak Wenger'in son şansıydı.

79'da Milan kazandığı penaltı vuruşunda Ibrahimovic ile farkı dörde çıkardı ve turu Milano'da bitirdi. Arsenal son bölümde Robin Van Persie ile bir fırsat daha yakalasa da Abbiati'yi geçemedi ve skoru değiştiremedi.

Milan ben izlemeyeli çok değişmiş. Bütün sezon böyleler miydi bilemiyorum ama bu akşam ki oyunları ile kupaya uzanabilecek takım izlenimi yarattılar bende. Arsenal kesinlikle kötü oynadığı için bu maçı kaybetmedi. Milan mükemmele yakın bir futbol oynadı ve şanssızlık nedir bilmedikleri için maçı kazanmayı başardılar. İstediklerinden bile fazlasını elde ettiler. İkinci maça iki takımda yedek oyuncularıyla çıkabilir bu dakikadan sonra. Hiçbir futbol mucizesi turu Arsenal'e getiremez artık.

Şampiyonlar Ligi'nden de elendiğimize göre haftasonunda FA Cup maçında varımızı yoğumuzu göstermeliyiz. Elimizde kalan tek fırsatı da yarı final ya da final oynamadan kaybetmek moralleri fena bozar. Ligde ilk dört hedefimizde de emin adımlarla ilerlemek için bu maçı unutmak lazım. Henry'i böyle uğurlamasak iyi olurdu ama kısa zamanda bize yaşattıkları için teşekkürü bir borç biliriz.

Emral Partal / Genc Arsenal

7 Aralık 2011 Çarşamba

Ya Ne Olacaktı: Olympiakos 3-1 Arsenal



Öncelikle maçı CCTV isimli Çin spor kanalından doğal olarak Çince izlediğimi belirterek başlayayım. Bizim kanallarda kendisini spor kanalı olarak gösterir ya utansınlar diyorum sadece. Hala spor yayıncılığında katetmemiz gereken çok yol var. Çin yerel saati ile bu maç gece 03:45'te başladı. Her ne kadar bir milyardan fazla insan yaşasa da rating sıkıntısı gütmeden yayıncılık yaptıkları kesin. Skysports ya da Al Jazeera Sports gibi kanalların tüm maçları 1-2-3-4-5-6-7-8 şeklindeki kanallarında canlı yayınladıklarını da söyleyelim. Bizim kanallara yeterince salladıktan sonra maça geçelim.

Arsenal maça maç öncesinde yazdığım tahmini on bir ile başladı ki benim yazdığım on bire yaklaşan bir tahmin görmedim herhangi bir İngiliz tabanlı Arsenal blogunda ya da spor sitesinde. Şimdi de biraz kendimi öveyim. Geçtiğimiz sezonlara oranla son maç on birine göre oldukça deneyimli bir kadro sahadaydı. Genç diyebileceğimiz Alex Oxlade-Chamberlain, Emmanuel Frimpong ve Francis Coquelin isimleri vardı. Diğer genç yetenekler ise yedek kulübesindeydi.

İlk bölümde Chamberlain'in geliştirdiği ataklarda Arshavin, Chamakh ve Frimpong ile fırsatlar bulmamıza rağmen bunları skora çeviremedik. Özellikle Arshavin'in pozisyonu herhangi bir oyuncuda olsa kesin gol ile sonuçlanırdı. Kendisine inancı olan kaldı mı bilmiyorum ama gençlerin önünü açması lazım artık. Tam iyi oynuyoruz golü atacağız derken Arshavin'in hücuma çıkarken kaybettiği top ile başlayan Olimpiakos atağı Djourou ve Squillaci ikilisinin topu kimin uzaklaştıracağına karar vermemesi sonucu topu Djebbour'un önüne gönderdiler. Djebbour da Fabianski'yi geçtikten sonra topu boş kaleye gönderdi. Hücumu yönlendirmede Benayoun'un üzerine düşen görevi yapmaması ya da başka bir deyişle alması gereken sorumluluğu nedeniyle Arsenal atakları saman alevi gibi gerçekleşip gerçek bir baskı kurulamadı. Fabianski golden sonra sakatlanarak yerini Vito Mannone'ye bırakmak zorunda kaldı. 2012 Avrupa Şampiyonası'nda forma giyebilmek için takımdan ayrılmayı, kiralanmayı göze almışken yaşadığı bu sakatlık onun için çok kötü oldu. Umarız ciddi değildir.

Olimpiakos savunma anlamında en zayıf bölgemiz olan sağ kanatımızdan pozisyonlar aradı. Djourou bu kanatta zaten zayıf halka iken kademesinde bulunan ismin Squillaci olması ve Chamberlain'in savunmaya yardıma çok az gelmesi kariyerinin en kötü maçlarından birini oynamasına neden oldu. İlk yarıda sergilediği felaket oyunu tamamen onun üzerine yükleyemeyiz. 36. dakikada oyuna sonradan giren Mannone'nin topu karşılamak için ceza sahasının dışına çıkmasından sonra kafayı vurması ile uzaklaşan topu David Fuster kaleye gönderdi. Mannone ceza sahası içerisinde olduğunu farketmeyerek topu tutmak yerine tekmelemek isteyince ıskaladı ve top boş ağlarla buluştu.

Yaşanan sakatlıklar ve duraklamalar nedeniyle 5 dakika uzatılsa da ilk yarı, Arsenal önemli bir fırsat yakalayamadı. İlk yarıda dikkati çeken unsurlarda Squillaci ve Arshavin'in kesinlikle bu takımda yerleri olmadığının kesinleştiği, Chamakh'ın da son şanslarını kullandığıydı. Arshavin'in ayağına değen topun yeniden bir Arsenal'li futbolcuya ulaştığını ben göremedim. Topların tamamını kaybetmekle geçirdi ilk yarıyı. Squillaci'nin zaten bu takıma niye geldiği konusunda kimsenin bir fikri yok. Bana kalırsa Wenger bile sorguluyordur şu anda kendini.

Olimpiakos ikinci yarıya ciddi bir baskıyla başladı. Ceza sahamızdan çıkmadılar. Bu arada maçta ikinci sakatımızı da vererek Andre Santos'u kaybettik ve yerine Ignasi Miquel girdi. Korkum Miquel'e sol bekliğin yapışıp kalması. Orjinal stoper olan bir oyuncunun bek yedeği haline dönüşmesinin örneğini bu maçta Djourou üzerinde zaten gördük. Bir oyuncumuzu daha bu şekilde kaybetmek istemiyorum. Buna rağmen Miquel işini iyi yaptı ve açtığı ortada Chamakh maç boyunca ilk kez bir topu indirmeyi başardı ve Benayoun aldığı asisti voleyle harika bir gole çevirdi. Ancak savunmada anlamsız hatalar ve uyumsuzluklar maçı Olimpiakos'a vermekte ısrar ediyordu.

2-1'den sonra tıpkı ilk yarıda olduğu gibi hücumu organize eden adam eksikliği nedeniyle gol pozisyonu üretemiyorduk. Wenger 67'de Coquelin yerine Rosicky'i alarak duruma müdahale etti. 75'te ise Rosicky, Benayoun'un pasında golle burun buruna geldi. 89. dakikada Olimpiakos'un kullandığı serbest vuruşta direkten dönen topu kale önünde Modesto ağlara gönderdi ve maçı Olimpiakos'a getiren golü attı.

Maç geneline baktığımızda gösterdiğimiz savunma performansı 8'lik Man United maçından bile daha kötüydü. Ama ne var ki Olimpiakos bir Man United olamadığı için sadece üç gol atabildiler. Arshavin'den, Squillaci'den ve Chamakh'tan bir şey olmayacağını göstermesi adına önemli bir karşılaşmaydı. Fabianski ve Santos'u sakatlığa kurban verdik şimdi onların durumunu öğrenmek için bekleyeceğiz. Maç sonrasında dolu taraftan bir bardak görmeye çalışsam da çok başarılı olamıyorum. Şimdilik birkaç oyuncunun deneyimi ve as oyuncuların dinlendirilmiş olması elde görünen tek olumlu datalar.

Olimpiakos'un bu galibiyeti ise onlara bir şey kazandırmadı. Çünkü Marsilya, Dortmund deplasmanından 2-0'dan maçı 2-3'e getirerek müthiş bir performans sergileyerek bir üst tura çıkmayı başardılar. Dortmund gibi bir takımın bu grupta sonuncu olmasını ise tamamen deneyimsizliğe bağlamak mümkün.
Arsenal böylece oynadığı son 9 sezonda grup karşılaşmalarının son maçından da galibiyet çıkaramamış oldu. Ya ne olacaktı? Gruptan lider çıkmayı garantileyip rezerv takımla çıkılan, rakibin kazanmaktan başka çaresi olmayan Şampiyonlar Ligi maçını mı kazanacaktık?

Olympiakos: Megyeri, Torosidis, Papadopoulos, Mellberg, Marcano, Maniatis, David Fuster (Abdoun 64), Modesto, Mirallas, Djebbour (Papazoglou 90+2), Holebas (Orbaiz 37). Oyuna Giremeyenler: Costanzo, Pantelic, Fetfatzidis, Potouridis.

Goller: Djebbour 16, David Fuster 36, Modesto 89.
Arsenal: Fabianski (Mannone 25), Djourou, Vermaelen, Squillaci, Andre Santos (Miquel 51), Coquelin (Rosicky 67), Frimpong, Benayoun, Oxlade-Chamberlain, Chamakh, Arshavin.
Oyuna Giremeyenler: Park, Eastmond, Ozyakup, Yennaris.
Gol: Benayoun 57.
Hakem: Alberto Undiano Mallenco (İspanya).



Emrah Partal / Genc Arsenal

6 Aralık 2011 Salı

Olympiakos - Arsenal Maç Öncesi


Şampiyonlar Ligi'nde grubu lider tamamlamayı garantilemiş bir takım olarak gidiyoruz Yunanistan'a. Wenger'in belki de sezon başından istediği bir şeydi bu. Çünkü elindeki kadroyu böyle bir durumda revize ederek bazı oyuncuları dinlendirme ve bazı genç oyuncularına deneyim kazandırmak takıma faydalı olacaktır.

Bundan iki sezon önce Arsenal yine Olimpiakos deplasmanına namağlup gruptan lider çıkmayı garantilemiş şekilde gitmişti. O maçtaki on birimiz Fabianski, Silvestre, Bartley, Cruise, Gilbert, Walcott, Ramsey, Song, Wilshere, Merida, Vela şeklindeydi. İçlerinden bazıları o zaman genç oyuncu sınıfındayken şu anda takımı sırtlayan oyuncular arasındalar. O maçı çokta kötü oynamadan 1-0 kaybetmiştik. Gruptan çıktıktan sonra Porto'yu eleyip çeyrek finalde Barcelona'ya elenmiştik.

İki sezonda Walcott, Ramsey, Song ve Wilshere gibi dört oyuncu birden şu anda takımın vazgeçilmezleri haline geldilerse yarın oynanacak olan maçta da bazı oyuncuları farklı gözle izlememiz gerektiği aşikardır. Bu sezon biraz daha şanslı olarak daha ilerilere gitmeyi hayal ediyoruz elbette. Ama en azından gruplardan sonra elenmemek çok önemli. Her ne olursa olsun çeyrek finalin bir adı var. Yarı final ise bizim için şahane olacaktır.

Wenger'in Yunanistan'a gideceği 18 kişilik kadroya göre tahmini bir on bir sürersek sahaya şu şekilde bir diziliş çıkarabiliriz.

Fabianski
Djourou - Squillaci - Vermaelen - Santos
Frimpong - Coquelin
Benayoun
Chamberlain-Chamakh-Arshavin

Yedekler: Mannone, Miquel, Yennaris, Eastmond, Oğuzhan, Rosicky, Park

Kadroyu bu şekilde belirlememin nedenlerini açıklayayım biraz. Kalede Fabianski'nin oynamasının kesin olduğunu, kendisinin Avrupa Şampiyonası'na katılmak için kiralanmayı bile göze aldığını düşündüğümüzde Wenger'in kendisine bu fırsatı vereceğini tahmin etmek zor değil. Savunmayı ise böyle tecrübeli isimleri yedek kulübesinde bekletmek için Yunanistan'a götürmeyeceğini tahmin ettiğim için yazdım. Belki Santos yerine Miquel forma şansı bulabilir ilk on birde.

Orta sahada ise Carling Cup'ta başarılı performans sergileyen Frimpong ve Coquelin'in yerlerini garanti görüyorum. Takıma yön verecek isim olarak ise Wenger'in Benayoun'un daha çok forma giyme hakkına sahip olduğunu belirtmesinden sonra sahada yer alacağını düşünüyorum. Maçın gidişatına göre ilerleyen dakikalarda Oğuzhan'ı da izleyebiliriz yarın akşam.

Hücumda ise Chamberlain'in kesin forma giyeceğini, Carling Cup maçında eleştiri oklarını üzerine çeken Chamakh için Wenger'in bir şans daha vereceğini düşünüyorum. Solda ise yine benim gözümde artık takımda miadı dolan Arshavin'in forma giymesini bekliyorum. Kendisinin yedekte kaldığı süre daha fazla olduğu için Wenger biraz süre vermek isteyebilir kendisine.

Bu maçta elde edilecek sonuçtan çok takımın göstereceği performans ve genç oyuncuların edineceği tecrübe daha önemli olacak. Arsenal'in gruplarda oynanan son karşılaşmalarda elde ettiği sonuçlara bakarsak bunu daha iyi anlayabiliriz. Çünkü sekiz karşılaşmada yedi mağlubiyet bir beraberlik alabildik. Bunun nedeni grupların her defasında sona ermesiydi bizim için. Bu kez de böyle olması son derece kuvvetli. Tüm bunlara rağmen Arsenal'i izlemek bize yeter. Sonrasında ise kura heyecanı tabi ki.

Emrah Partal / Genc Arsenal
Related Posts with Thumbnails