Avrupa Ligleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Avrupa Ligleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2011 Cumartesi

Favre'nin Aslanları



Bundesliga'nın 14. haftasının açılış maçında Köln deplasmanına konuk olan Mönchengladbach, karşılaşmadan 3-0 galip ayrıldı ve maç fazlasıyla liderlik koltuğuna oturdu.

13 Kasım 2011 Pazar

Samsun Boys


Young Boys kadrosuyla Samsunspor kadrosunu birebir olarak oyuncu profilleri olarak tartışmak yersiz olabilir.

Young Boys ortasahasından Moreno Costanzo üst düzey bir tekniğe sahip kabul etmemek elde değil. Ancak fizik açıdan 1 puan yükseltilmiş bir Ufuk Bayraktar da verimlilik açısından eşdeğerdir. Defansta; François Affolter, Emiliano Dudar gibi isimleri Samsunspor'da eşleyebilecek oyuncu bulmak şüphesiz zor. Fakat Young Boys'da Henri Bienvenu, Emmanuel Mayuka gibi atletik hareketli oyuncular Samsun'daki Bance, Zenke gibi oyunculara göre hafiften (!) ayakları düzgün oyuncular.


Samsunspor ortasahasında ilk haftalarda farkını ortaya koyan Selim Teber eksikliği kendini hissettiriyor. Lakin O da kadroya dahilken de sırıtan kopukluklar halen süre geliyor :) . Orta saha gerçekten çok zayıf halde. Alvaro Dominguez , David Degen gibi bir oyuncu mu Allah aşkına? O hırsı gösteriyor mu sahada? Bencillik diz boyundan 5 metre. Bienvenu'nun saha içi kankalarından Pascal Doubaï'nin Mustafa Sarp ciddiyetinde futbola baktığı hususuna yorum dahi yapamam.

Lig başlarken Samsunspor hakkında ne kadar olumlu beklentim varsa bu olumlu beklentilerin çoğunun sebebi tabiidir ki Young Boys'da oynattığı hareketli futboluyla Saraybosnalı Vladimir Petkoviç'tir. Haftalardır çalan çanlar onunu başını şüphesiz ağrıtıyor. O da fena stres altında. Lige yeni yükselen bir ekip acayip bir transfer politikasının içinde buluyor kendini kulübe gelen menejerlerin haddi hesabı yok, kaktırabildikleri kadar oyuncuyu tıkıyorlar. Bern deki çalışma ortamı Petkoviç için tabi yok burada, ama o bekleyecektir. Ya başarmayı Ya postalanmayı...

Benim futbol ölçütümde sabır önceliktedir. Ancak bu lig STSL, burası Türkiye.

7 Ocak 2011 Cuma

Zirvedeki ; Nuri Şahin || Castrol Analiz


Castrol Analistleri, Avrupa’nın 5 büyük ligi; Premier League, La Liga, Serie A, Bundesliga ve Ligue 1'de forma giyen oyuncuların 2010 yılı performanslarını mercek altına aldı.

Yaklaşık 2 bin 500 futbolcuyu değerlendiren Castrol Klasmanı’nda Türk pasaportu taşıyan veya Türk kökenli olan futbolcular şu şekilde sıralandı:

Oyuncu / Takımı: Klasman puanı

  • Nuri Şahin / Borussia Dortmund : 713
  • Mevlut Erdinç / Paris Saint Germain : 683
  • Halil Altıntop / Eintracht Frankfurt : 519
  • Hamit Altıntop / Bayer Münih : 519
  • Mehmet Ekici / 1. FC Nürnberg : 331
  • Tuncay Şanlı / Stoke City : 310
  • Hasan Kabze / Montpellier : 302
  • Mehmet Topal / Valencia : 201
  • Tunay Torun / Hamburg : 151
  • Burak Kaplan / Leverkusen : 80

Castrol Klasmanı'nda yer alan en iyi 10 Türk kökenli oyuncu

Oyuncu / Takımı: Klasman puanı
  • Mesut Özil / Real Madrid : 746
  • Eren Derdiyok / Leverkusen : 592
  • İlkay Gündoğan / 1. FC Nürnberg : 565
  • Leon Osman / Everton : 563
  • Gökhan İnler / Udinese : 528
  • Serdar Taşçı / VfB Stuttgart : 507
  • Malik Fathi / Mainz 05 : 475
  • Ömer Toprak / Freiburg : 368
  • Ümit Korkmaz / Eintracht Frankfurt : 137
  • Taner Yalçın / Köln : 135

2 Ocak 2011 Pazar

Bakırköy'den Ajax'a !


Bloga epeyce uzun zamandır ilişemiyorum, bayağı soğudu benden...
Aras Özbiliz'den bahsedeyim biraz da dedim, açtım tozlu kaplı, nemden kokmuş sayfaları...

Yabancı bir TV kanalında gördüm, oyunun beğendim, hafif kavruk geldi gözüme siması. "Özbiliiss , Özbiliiss ..." diye bağırıyordu ecnebi spiker. Sonunda "İstanbul.." dedi tümcesinin sonuda. Çehresinden Aras isminin sebebi belli oluyordu doğu topraklarımızdandı. Birkaç sorgu sualden sonra Bakırköy'den Amsterdam'a yol aldığını öğrendim.

9 Mart 1990'lı yani 20'sini doldurmak üzere, haberdar değildim daha önce. Çoğu gurbetçi kardeşimizin oyunundan haberim olur, gerek yerinden gerek dolaylı olarak.

Neyse köken mevzuuna kıyısından değinelim de milli takım mevzuatıyla ilgili çekincemeler de aydınlığa yol alsın. Ermeni ebeveyne sahip kardeşimiz bu. Ailesi zamanında İstanbul'da yaşamış.

Son olarak Ermenistan Milli Takımının takibinde imiş kararını daha vermemiş.Alta da bir video iyi gider...


Transfermarkt'dan nasıl gözüküyor... Aras Özbiliz
Aras Özbiliz

Doğum tarihi: 09.03.1990
Doğduğu il: Istanbul -
Yaş: 20
Boyut: 1,76
Uyruk: - Hollanda
- Türkiye
Pozisyon: Orta saha - Sol Ofans Orta Saha
Ayak: sol ayak
Piyasa değeri: 98.500 TL
50.000 €

28 Aralık 2010 Salı

Takım Tutmak !

"...Ailemizde babam Fenerbahçeli, ağabeyim Galatasaraylı, amcam fanatik Galatasaraylı, dayılarım ise Fenerbahçeli... Benim de yalan söylememe gerek yok; çocukken tarih yazdığı zamanlarda Galatasaray’a sempati duyuyordum. Ancak bugün Fenerbahçe oynasın onları da aynı şekilde destekliyorum. Bu sene Bursasporluydum Avrupa’da şuan da Beşiktaşlıyım. Benim Türk futboluna bakışım bu"

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Endüstriyel Futbolun Hazırlık Maçları

FC Kaiserslautern ile Liverpool,Tottenham Hotspur ile Sporting CP pek tabii ki Almanya'da bir kasabada turnuva maçı yapıyor olabilirlerdi,ama onlar binlerce mil uzakta Birleşik Devletler'de maç yapıyorlar delinin zoruna bakmayacağız,çok gelişmiş antrenman sahalarını beklemiyoruz bildiğimiz,anladığımız futbolun yeni anlaşıldığı topraklarda peki neden Manchester United orada,Liverpool yanıbaşında;endüstriyel gelişen futbolun sponsorluk değerleri onları orada topluyor olsa gerek.

Fly Emirates Londra'da yeni inşa ettiği stada sözde Arsenal'in ev sahipliğinde,sponsor olduğu diğer 3 takımı neden topluyor olmalı.

Bir yandan fit bedenlerle yeni sezona girmek tabii ki bir amaç ancak gelişen futbol endüstrisinden de geri kalmamak gerek.

Bursaspor-Borissia Dortmund ile bir köyde maç yapıyor stadın dibine bir otobüs,muhtarlığın halk servisi değil tabii,BVB Fanshop otobüsü antrenman sahasının bekçisi,onun bile gelirini düşünüyorlar.

Bizim büyük takımlarımız da haklı sebeplerle öyle planlıyorlar yurtdışı kamp organizasyonlarını,gurbetçi vatandaşlarımıza bir nebze olsun hasretlik diye gereksiz stres dolu maç yapılmadı mı?

Galatasaray'ın Avrupa Futbolu'nda popülaritesinin tavan olduğu seneleri hatırlayalım Amerika'ya maça gittiler,hayrına mı değil tabii ki...

Gelişen Dünya'da,Spor araçtır,bizler de bu araca aracı...

24 Temmuz 2010 Cumartesi

Hazır Dönüş; Jack Wilshere

Geçen sezonun başında Emirates Cup'ta göstermişti kendini sonrasında düzünli bir şekilde reserve takımda forma şansı buldu.Nasri-Fabregas-Walcott-Arshavin gibileriyle yitişemezdi doğrusu.Devre arası olmayan bir ligde ara transfer sezonunda Bolton Wanderers'in yolunu tuttu.

Yine hazırlık maçlarında görüyorum onu.Ve de izlemeye doyamıyorum.Çok ilginç bir fırsat doğdu aslında onun için nasıl mı? Şöyle;Dünya Kupası öncesinde ön protokol imzalanmıştı Joe Cole için ancak şampiyona dönüşü sözleşme şartlarında iyileştirme ve kontrat uzunluğu isteyen Joe'ya Arsené olumlu yanıt vermedi.Haliyle o da Hudgson ile yeni bir maceraya MerseySide'de girişti.4 yıllık kontratınının değeri 20 M £ civarı;o da nesi birader.İşte bundan sonra Jack Wilshere'ye döndü gözüm,formsuz bir Nasri'ye katlanacak değiliz elbet.Pat Rice'nin ona bu sezon kira yolunu vereceğini düşünmuyorum açıkcası.
Bolton'da orta sahanın ortasında görev aldı,bir nevi Mesut misali.Sol ayağını pamuk gibi kullanıyor.Bence bu yarım sezonluk kira onun pişmesi için yeterli.Aynı şeyleri Jay Simpson ve Emanuel Thomas için söyleyemeyeceğim.İnşallah Cole'un kararı Wilshere için hayırlı olur,Arsené'in ona güven duyduğunu söyleyebilirim çünkü Barnet ve Strumm Graz maölarında idealde yer verdi.Bakıp göreceğiz,iyi sezonlar Jack..

22 Temmuz 2010 Perşembe

Eduardo'nun sessiz vedası...

İki sene önce, Birmingham’lı Martin Taylor’la ikili mücadelede Eduardo sakatlandığında, Taylor’ın Eduardo'yu sakatlamak için harekete girdiğini düşünmemiştim.Taylor orada aslında ayak değil,kariyer kırmış.

Eduardo'nun kariyeri orada darbeyi derinden yemişti.

Hırvatların Brezilya çakması,iyi bir sezonun ardından Arsenal'in kolay kolay vermeyeceği bir bonservis ile Londra'ya gelmişti.Her ne kadar kalbur altı bir lig olsa da Hırvatistan'da 2001-2007 arası sezonlarda 138 maçta 93 gol atmak kolay olmasa gerek Arsené de salt buna dayanarak gerçekleştirmemiştir ancak belli ki o zaman bir şeyler sezimsemişti.Taylor'ın o huysuzca müdahalesi onu Euro 2008'de Hırvatistan takımında izlememizi engelledi.O da bir zamanlar 11'in vazgeçilmezi olduğu takımında Olic-Petric-Modric-Krancjar gibi eh(!) işte dedirtecek oyuncuların arkasında kaldı.

Her zaman kendilerini yetiştiren Hırvatlar,Eduardo'yu Rio'dan 15 yaşında boşa getirmemişlerdi. U17'den itibaren Hırvat formasını da geçirmişlerdi.Biraz da yoz yetiştirmişler ki;Taylor onu sakatladığında dahi hastahanede klinik müdahale yapılacağında dahi Gılberto Silva'nın Portekizceyi ;İngilizceye çevirisiyle hareket etmişlerdi.

Sakatlığın kariyeri kırdığı,10 küsürat M € ile geldiği Londra'dan Shaktar'a 7.5 M € ile giden Hırvat'a sevgiler.

Baltık-Brezilya takımı Luce'nin Shaktar'ında adaptasyon sorunu çekmeyecektir diye düşünüyorum ancak ben 83 doğumlu dahi de olsa tekrardan Batı Avrupa'ya döneceği kanısındayım.

Arsené'e güvenim sonsuz ancak elden çıkarılanlar listesine baktığımızda içinde(bonservis bedeliyle satılanlar da dahil);Arsenal performasının üstüne çıkamadılar.[bkz:T.Henry,F.Ljunberg,N.Kanu,E.Adebayor,P.Viera...]

19 Temmuz 2010 Pazartesi

Barcelona'nın Sol Bekleri


Eric Abidal , Maxwell Andrade ve Adriano Correia...

Eric Abidal'ı tam anlamıyla Domenech mağduru sayarız. Neden?
Alışılagelmiş sol bek oyununu üzerine Fransa milli takımında Sébastien Squillaci gibi bir adam varken stopere çekilen ve Gallass'la uyumsuzluğuna rağmen bu durumda ısrar sebebi olan Eric.

Guardiola'nın böyle bir saçmalığa yer vermeyeceğinden eminim.Çünkü geçen sezon yaşadığı stoper krizinde Eric Abidal'ı stopere çekmedi,solda da oynatmadı,Milito'ya solda görev verip Yaya Touré'yi stopere çekti neyse Gabriel o yörede çok aksayında Maxwell'i düşündü buradan da anlayacağımız üzere Eric'in bu sene forma giyme ihtimali düşük gözüküyor.

Maxwell geçen sezon istenileni verdi mi?Hayır.Ancak bu sezon Adriano ile birlikte rekabet artacaktır.Çünkü Adriano senelerdir,Sevilla'da aynı mevkide forma giyiyor,maç+sezon eksiği yok.
Gelenim yeni katalan,Adriano'ya...Sevilla'nın üstüste gelen Uefa Kupası şampiyonluklarında büyük bir payı var.Dani Alves-Adriano-Fabiano üçlüsü adeta o dönem Sevilla ile özdeşleşmişti,bunlardan ikisini şimdi Barcelona'da görüyoruz.

Bence Sol bekte formaya en yakın isim Adriano,anacak Maxwell de rotasyon da yerini alacaktır,garibim Abidal ise geçirdiği tramvayı atlatana kadar sezon biter...

Taiwo Muammasına Nokta (.)


"2005 FIFA Dünya Gençler Şampiyonası 'nda Nijerya kadrosunda yer aldı ve turnuvada Lionel Messi ve Obi Mikel'in ardından En İyi Üçüncü Futbolcu olarak gösterildi. 2006 yılında ise Afrika'nın En İyi Genç Futbolcusu ödülünü kazandı."

2010'un Güney Afrika'da en şanssız takımlarından biriydi bana göre Nijerya,çünkü yaşadıkları Sol kanat savunucusu sorunu onların pek de oturmamış savunma düzenini allak bullak etti.

Taye Taiwo-Elderson Echiejile rotasyondaki en önemli oyunculardı.Ancak aynı maç içinde ikisinin de sakatlaması Nijerya takımında büyük sıkıntıya yol açmıştı.
Rabiu Afolabi 3.sol ayaklı olarak oraya monte olamadı .(her sol ayaklı da sol bek olmaz ki;o zaman Martins'i koy oraya[kafamın dağınıklığı gitsin Lagerback ile ayrıca ilgileneceğim :) ])

Ancak bütün bu olaylara rağmen Taiwo'nun Premier Lig'e transferi konuşuluyor.Geçen sene Celtic'in kapısından dönen Taiwo kötü geçirdiği Dünya Kupası'nın ardında bu sefer Ada'ya gitmek istiyor,ancak başkanını değiştiren O.Marsilya eski başkanın aksine Taiwo'nun gidişine onay vermeyecek gibi.

"
Marsilya Başkanı Jean Claude Dassier, teklifleri geri çevireceklerini belirtti.

Dassier, "Bizim için iş bitmiştir, Taiwo kalıyor. O üst düzey,göndermeyi düşünmüyoruz. Eski başkan ne düşünüyordu bilmiyorum ama benim fikrim sabit" şeklinde konuştu."

18 Temmuz 2010 Pazar

Sol'un Yeni Adresi


Görünüşe göre Gunners Sol'u bırakacak,kendisinin çok istemesine rağmen Arsené takımın yaş ortalamasını 5 katına çıkarmayı düşünmüyor herhalde.

Newcastle ile anlaştığını söylüyor Sunday Exp. ancak şunu da belirtmeliyim ki;

*Vermaelen,Djourou,Koscielny+Gallas(?) 60-65 maçlık süreçte iyi bir rotasyon mudur?

*Ya da bunlara eklenmiş tecrübeli bir Sol ile birlikte daha iyi bir sezon mu geçer bilemiyorum?

16 Temmuz 2010 Cuma

Belediye'ye Box To Box Eleman;Samuel Holmén


Neler oluyor bu ligde? Kavramının kargaşası içindeyim.Lige çıktıktan sonra,her sezon;
"Kesin giderler..." önsözüyle lige başlayan bie ekip,İstanbul Büyükşehir Belediyespor ismi kadar meşakkatli bir transfere imza attı:Samuel Holmén...

İlk önce tereddüde düştüm,bu O mu diye.Ancak resmi siteye girdikten sonra bana göre sevindirici haberle karşılaştım.İsveç Milli Takımında da oynayan bu eleman artık belediyede çalışacakmış.

Saygı duyduğum İskandilav
Futbolu'nun beğendiğim üyesi İsveç takımında box to box kavramının oyununu sırıtmadan oynayan Samuel,Turkcell Süper Lig içinde bakalım nasıl bir performans sergileyecek.
Hem defansif kimliği hem de ofansif özellikleri vasatın üstündeki bu oyuncunun başarılı olacağı öngörüsüne sahibim.

Futbola ülkesinin Elfsborg takımının genç takımında başlayan 84 doğumlu Samuel,ileride bu takımda 112 karşılaşmada forma giyeceğinden habersizdir.İsveç kupası yarı finalinde ilk kez A Takım forması giyer.Toplamda Elfsborg'da 18 gol atar..Ayrıca İsveç Ümit Milli takımında 21 maçta 3 gol atar.
Sonrasında komşu Danimarka'ya transfer olur.Brøndby formasıyla 83 maçta oynayan Samuel burada da 13 gol kaydeder.(2007)

2006 yılında sırtına geçirdiği A milli takım formasını
hak eder bir futbol oynadığı kanaatindeyim.21 maçta 2 golü var.Daha öncesinde "Müzmin Sakat Linderoth" oynardı onun yöresinde ancak şimdi Samuel var.Abdullah Avcı bakalım yeni transfer gençlerle nasıl bir harman oluşturacak.

Devre arasında Burnley'le anlaşmış ancak klasik İngiltere sorunlarında bu transfer gerçekleşememiş.

Samuel Holmén gelmiş hoş gelmiş.Ayrıca bu haberi aldığımda orada İBB yerine Galatasaray yazsa idi de şaşırmazdım Lorik Cana'nın yanında oynayabilecek düzeyde de bir oyuncu,aynı havayı soluyacaklar ancak aynı forma altında değil...

3 in 1 ; Ismail Isa Mustafa




"1989 senesinde Bulgristan'daki Türk halkı, ana vatana göç edince, İsa ve ailesi de apar topar Türkiye yolunu tutarlar ve soluğu İstanbul'da alırlar. Yeni çevrelerinde kalacak yer arama, çalışacak iş bulma telaşı aileyi sıkıntıya sokarken, 26 Haziranda dünyaya merhaba diyen erkek evlatları onların bu sıkıntılı günleri içinde bir nebze soluk almalarını sağlayacaktır. İstanbul'da doğan İsmail, daha etrafını tanımadan İsa ve ailesi, Türkiye şartlarına uyum sağlayamayıp tekrar Bulgaristan'a, köylerine dönerler. Aile tekrardan eski düzenini kurma uğraşına girmişken, küçük İsmail de köyün terkedilmiş sokaklarında futbol topunun peşinde günlerini geçirirken, yaşının ilerlemesiyle Tırgovisthe'nin Svetkavitsa takımının alt yapısına yazılır."

Dün Avrupa Ligi maçları oynanırken dikkatimi çekti Levski Sofya'nın 6-0'lık galibiyetinin gollerinde Ismail(2) yazıyordu nedir,ne değildir diye araştırırken ilginç bir hikayeyle karşılaştım.

Profosyonel futbol kariyerine,komşu vilayetlerimizin takımlarından Hasköyspor'da başlayan Ismail Isa,oradan Bulgar futbolunun gökdelenlerinden Levski Sofya'ya transfer olur.Levski formasını giydikten 1 ay sonra ilk golünü rakip ağlara gönderen Ismail Isa,sezon sonunda OFC Sliven 2000 takımına kiralanır,genç yaşına rağmen burada tam 17 maçta forma giyer.

Geri döndüğünde Levski forması O'nu Şampiyonlar Ligi formasıyla karşılar ve tekrar döndüğü maçta takımı 4-0 galip ayrılır zayıf rakibi karşısında.
Gelişimine Lokomotif Mezdra'da devam kararı veren Ismail Isa,7 maçta 12 gol atınca tekrar Sofya'ya çağrılır.Ancak işler burada yürümez ve tekrar Mezdra'ya döner.Sezon sonunda 25 maç oynayara Sofya'ya tekrar dönen Ismail,Bu sezonu da 2 golle açar.İlginç bir kariyere sahp olacağına inandığım futbolcuyu bundan sonra yakından takip etmeye çalışacağım,internette yer alan özet sitelerinden Ismail'in gollerini izleyebilirsiniz,ilginç bir futbol stili var bir hücum oyuncusu olmasına karşın sert ve savunmacı.

YAKIN YAZI...

9 Temmuz 2010 Cuma

Bořek Dočkal Konyaspor'da


Bořek Dočkal,1988 doğumlu Çek jenerasyonunun en parlak isimlerinden,son zaman takip ettiğim u21 maçlarında takıldı gözüme.İstatistiklerinde ise u21 adına 10 maçta 3 golü var.Orta sahanın solunda oynar,futbola 10 yaşında Slavia Prag'da başlayan Dočkal,profosyenelliğe gelince,Slavia Dočkal'ı kiralık vermek ister,Dočkal da Sloven Liberec'in yolunu tutar,Liberec satın alma opsiyonunu da kullanarak Dočkal'ı 2008 de alır kadrosuna.Çek arkadaşım Eduard Šebelík(kendisi Sloven Liberec taraftarıdır.)Dočkal için Çek Cumhuriyeti u21 takımının en kuvvetli oyuncusu olduğunu ve parlak bir geleceği kovaladığını söylüyor.Ancak bence Dočkal,futbolun kırılma noktalarından birinde.Bu transferi değerlendirmeli ve basamak atlamalı.


Andrej Kerić ise 1986 doğumlu.Hırvat kökenli bir futbolcu.Futbola ülkesinde Cibalia'da başlamış.Burada profosyonel olan Andrej Kerić komşu ülke takımlarından Sloven Liberec'e transfer olmuş.İlk senesinde 6 gol atan Andrej Kerić,Hırvatistan u21'de de 6 maç oynamış.Liberec'deki ikinci senesinde Çek Liginde Gol Kralı olan Andrej Kerić transfer teklifleri almış.Ancak Liberec bırakmamış.Bu sene sonunda Konyaspor'a gelecek Andrej Kerić'e ülkemizde başarılar.

Çek kardeşim Šebelík'de Kerić için;Solaven Liberec tarihinin en iyi hucüm oyuncularından biri olduğunu söylüyor,top tekniğinin iyi olduğundan ve isabet oranının yüksekliğinden bahsediyor.


Yazıma katkılarından dolayı Eduard'a teşekkürler.

Eklenti olarak:

Ziya Doğan: "Son olarak Danimarka'nın Silkeborg takımından golcü oyuncu Radivoje Lekic ile anlaştık. Aslında bu transferle takım kadromuzu şekillendirip transferi noktalamak istiyorduk. Fakat daha önce anlaştığımız Andrej Keric'in, kulübü tarafından geri çağrılması planlarımızı bozdu. Keric'in transferinin ardından FC Sloven Liberec takımının kadrosuna kattığı oyuncunun sakatlanması üzerine kendilerinden kulübümüze oyuncunun geri gönderilmesi doğrultusunda bir talep geldi. Bizde kendisiyle resmi sözleşmeyi henüz imzalamamıştık. İkili ilişkileri de göz önüne alarak Keric'in gitmesine izin verdik. Bundan dolayı bir golcü oyuncu daha almak istiyoruz.

Los Galácticos'un Süper Yıldız Adayı: Canales


-Tam İsmi Sergio Canales Madrazo
-16 Şubat 1991 doğumlu
-İspanyol
-Solak Ofansif Orta Saha oyuncusu
-176 cm boyunda, 65 kilo
-Racing Santander'de 32 maçta 6 gol attı.
-Real Madrid'e 5 Milyon Euro bonservis bedeliyle transfer oldu.

Canales belki Real Madrid'in bol sıfırlı bonservis ücretleriyle takıma katılmadı ancak genç oyuncudaki potansiyel onu geleceğin en iyi 5-6 oyuncusundan biri yapacağının açıkça kanıtı.

Canales'le imzalanan sözleşmenin uzunluğu 6 Yıl,bu da kulübün ona olan güvenini gösteriyor.İlk sezonunda Real Madrid'de Racing Santanderdeki kadar uzun süre şans bulamayabilir fakat Brezilyalı yıldız Kaka'yı bile yerinden edebilecek kadar büyük bir yetenek Sergio Canales.Santanderde ilk sezonunda sadece 6 maçta forma şansı bulsada geçtiğimiz sezon tam 32 maçta forma giydi ve ligi 16.sırada bitiren takımında parlayan bir yıldız oldu.

Yüksek top tekniği,Sol ayak hakimiyeti ile bence Madrid'in Cristiano Ronaldo'dan sonraki en iyi transferi Canales'tir. Gelecek sezonlarda adından sıkça bahsedeceğimizden eminim.

Yazımı Sergio Canales'in Sevillaya karşı koyduğu bu video'yla sonlandırıyorum. İyi Seyirler..


Videos tu.tv

Burak Duman
BUDU
ortabek

7 Temmuz 2010 Çarşamba

Kris Boyd Kayseri'ye Neden Gelmedi?


Kris Boyd,Türkiye'de transfer gündemini uzun süre meşgul eden isim.
İskoçya liginde Glasgow Rangers forması giyerken bu sene gol kralı oldu.Türkiye ligi standarlarının biraz üstünde olan Boyd kaliteli bir futbolcu,ayrıca Kayseri'nin Makakula' dan sonra aradığı golcü özelliklerine sahip bir isim.Kayserispor Boydla çok ilgilenmesine rağmen bu transfer bir türlü olmadı.Olmamasının nedenlerini kimse bilmiyor.Fakat bugün gazetelerde çıkan bir habere göre Makakula'nın Kris Boyd'un menajerini arayarak Kayserispor'un futbolcularının parasını vermediğinin ayrıca Ali Turan'ı kastederek sözleşme imzaladığı için 6 ay kadro dışı bıraktığını söylemiş.



Gerçekten ilginç ve bence ahlaki olarak eğer söylediklerinde haklı ise doğru bir davranış yaptığını söyleyebilirim.Fakat söyledikleri doğruyu yansıtmıyor ise Makakula ya yakışmayan ve etiğe aykırı bir durum benim temennim ise inşallah Kayserispor haklıdır ve Boyd dan dah iyi bir golcü bulur.Bekleyip göreceğiz.

Kayseri'den Açıklama;
''Kris Boys'un Aziza Makakula ile görüştükten sonra Kayserispor'a gelmekten vazgeçtiği yolundaki haberler doğru değildir. Aziza Makakula'nın menajeri ile yaptığımız görüşmede, Makakula'nun Kris Boys'u tanımadığı, Kayserispor'a transferi konusunda hiçbir görüşmesinin olmadığı bildirilmiştir. Aziza Makakula'ya ödemeler vaktinde yapılmış, bezen alacağına mahsuben vaktinden önce yapılmıştır. ''

Gökhan Kart

5 Temmuz 2010 Pazartesi

Daniel Tawiah Opare Liege'de



Daniel Tawiah Opare 18 Ekim 1990 doğumlu,daha yeni Real Madrid'den Belçika kulübü Standard Liège'ye transfer oldu.Memleketi Gana.




Daniel Opare ayrıca bir FM efsanesidir.FM oynayan kişilerin yakından tanıdığı genç yetenek daha 20 yaşındadır.Özellikle FM de ki oyununa değinmek istiyorum.Alındığı her takımda kısa sürede parlayan yıldızı ileride astronmik rakamlara satılabiliyor.

Daniel Opare 2007 yılında dünyanın en iyi 50 yeteneği arasında gösterildi..Bundan sonraki futbol hayatına Standard Liege kulubünde devam edecek Opare ileride başka büyük kulüplere büyük paralarla satılırsa kimse şaşırmasın çünkü dediğim gibi müthiş bir yetenek.

Standard Liege Opare'yi alarak çok akıllı bir transfer yaptı.Şimdi belki bazı arkadaşlarımız FM den bahsedince o sadece oyunda olur diyebilirler.Fakat daha önce bulduğum C.Ronaldo,Nani,Marcelo,Akınfeev gibi oyuncular ve Son dönemler de ise ortaya çıkan eden Hazaard,Balazs Dzsudzsak ve daha birçok adını duyacağınız yıldız adayları.Bunları kendimi övmek için değil ama Opare transferinin ne kadar doğru olduğunu size kanıtlamak amacıyla bunlardan bahsettim.

Fakat ne olursa olsun ileride yıldız olacak denilen birçok futbolcu kaybolup gitti.Zaman herşeyi gösterecek.


Gökhan Kart
ortabek

4 Temmuz 2010 Pazar

Yanıbaşımızdaki Sidney

Sidney Govou,basınımızda adının büyük kuluplerimizle sıkca anıldığı bir oyuncuydu.

Son olarak kendisinin bu civarlara geldiğini öğrendik,komşuya..Panathinaikos,Djibril'e arkadaş onu getirmiş.Dünya Kupası fatihi Fransa'nın iki önemli oyuncusununu komşuda birarada görmek bizleri oldukça mutlu eder.

Raymound Domanech'in bir türlü verim almamakla inat ettiği Sidney,kulubü O.Lyon'a sadakatiyle bilinirdi ancak bu son Dünya Kupası olayı,takım özelinden ülke geneline gelişen gerginlik onu da etkilemiş gibi sürekli deklare ettiği ülkemden ayrılmam sözünden ayrıya götürmüş gibi görünüyor...
Related Posts with Thumbnails